voy a bailar cada mañana

medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar – kısım 2

Posted on: Mayıs 26, 2007 Cumartesi

Civilized Anxiety

uygar: Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan, medeni, mütemeddin.

medeni: Kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar.

Efendim, neden fikir, sanat ve endüstri alanında çok büyük bir ilerleme göstermek, kentlileşmek, kırsallıktan kurtulmak istiyor bu insan evladı? Güvenlik, rahatlık ve kolaylık. Biz insanlar doğaya hayvanlar gibi uyum sağlayamıyoruz, onu dönüştürüyoruz, ondan yararlanıyoruz. Bu uğurda yaptığımız şeyler medeniyetin temelini oluşturuyor.

(*) resmin kaynağı

Ancak bu medeniyetin bir de karanlık bir yüzü var: Medeniyet dediğimiz şey, insan hayatını kolaylaştırmak, daha iyi ve refah içinde yaşamasını sağlamak amacında filan değildir. Burada bahsettiğimiz Avrupalı beyaz insandır.

Aslında gerçek şu ki çıkarı gözetilen insan grubunun Avrupalı, Amerikalı, Çinli ya da Arap olmasının hiçbir önemi yoktur. Sonuç aynıdır: İmkânlar asla tüm dünya insanın ya da tüm dünya varlıklarının kullanımına sunulmaz. Para, silah, bilim ve teknoloji kaynaklarına sahip olan, politik egemenliğini elinde bulunduran insan grupları her zaman pastadan en büyük dilimi alacaklardır.

Olimpiyatlarda ve diğer bazı spor karşılaşmalarında Amerika, Hollanda ve Fransa gibi kökleri beyaz ırka dayanan ülkelerin en başarılı sporcularının çoğunun siyah ırka mensup olduğunu görebiliriz. Ne var ki bu, siyah ırk adına başarılmış bir zafer değildir.

Bu durumun Kongo’da her yıl tecavüze uğrayan, öldürülen, sakat bırakılan sayısız erkek, kadın ve çocuğa hiçbir yararı yoktur. Ya da Afrika’nın kaynaklarını dilediğince kullanıp siyah adamın yurdunda fink atan beyazların altında ezilen yerli halklara… Sizce ırkçılık geride mi kaldı? Yoksa sadece egemen ülkelerin çıkarlarına uygun olarak biçim mi değiştirdi?

Ya doğa? Hayvanlara yaşam alanı bırakmadan umursamazca üremeye ve yayılmaya devam ediyoruz. Pek çok tür yok olmanın eşiğinde. Yırtıcılar yiyecek bulabilmek için şehir çöplüklerinde dolaşmaya ve insanları yiyecek olarak görmeye başladılar. Bir kaplan için küçük bir çocuk, aynı boyutlardaki bir hayvandan farklı olmasa gerek. Filler köyleri basıp insanları eziyor, şempanzeler seri katilliğe soyunuyorlar. Bütün bunların bizim medeniyetimizle bir alakasının olmadığını söylemek safdillik olacaktır.

Okyanustaki yaşamın da içine ettik medeniyet adına. Mercanlar ölüyor. Köpek balıkları, yüzgeç çorbası yapılmak için hunharca avlanıyor; türlerinin %90’a varan oranlarda yok edildiği tahmin ediliyor. Ya yunuslar, balinalar ve katil balinalar? Onlara kim yardım edecek? Ya diri diri kürkleri yüzülen hayvanlara kim yardım edecek? İnsanlar mı? Medeniyet mi?

whaling

(**) resmin kaynağı

Ne yapmalı? Dağa mı çıkmalı? Hangi ürünleri almamalı? Ne yemeli? Ne giymeli? Nasıl uygar olmalı? Kırsallıktan kurtulmuş biz uygar insanlar, yaşamın tüm güzelliklerini yıkıntılar içinde ardımızda bırakarak ilerliyoruz. Ne âlâ!

Ben şahsen insanlığımla gurur duyuyorum. Öyle ki her sabah yataktan hoplayarak kalkıyorum. Ama hayır, kendi kişisel başarısızlığımın yükünü medeniyete yüklememeliyim. Ne de olsa hayatım rayında, her şey tıkırında sürüp gitseydi tüm bunları düşünmeyecektim. Öyle mi?

Sizce hâli vakti yerinde, geçim derdi olmayan kaç insan, diğer canlılar için yeterince adil olmayan bir dünyada yaşadığının farkındadır. Azımsanamayacak kadar çok olduğunu düşünüyorum şahsen. Ancak önemli olan düşünmek değildir, eyleme geçmektir. Bu beni çok rahatsız ediyor. Eyleme geçmek. Örgütlenmek. Bilinç oluşturmak. Tek tek hareket etmek. Su damlaları gibi birikmek.

Gittiğimiz yol, yol değil. Ben ne bu yoldan yürümek istiyorum ne de kendime başka bir yol çizebiliyorum. Sadece duruyorum ve her şeyin geçip gitmesini bekliyorum. Sırf kıçım rahat edecek diye diğer canlıların acı çekmesine göz yummak istemiyorum. “Ama zaten vahşi doğada da yaşam farklı değil. O hayvanları insanlar öldürmese bir yırtıcı gelip öldürecek.” Kendimizi bu şekilde de avutabiliriz tabii. “Evrim, uyum sağlamaktan ibarettir. Uyum sağlayamayan türler, yok olmaya mahkûmdur.” Doğaya uyum sağlamak konusunda hayvanların sıkıntı çektiğini hiç sanmıyorum. Ama biz insanlara uyum sağlamak konusunda gerçekten yardıma ihtiyaçları var. Çünkü bizim onlara uyum sağlamaya hiç niyetimiz yok.

Uyum sağlamak, kaynakları doğru kullanmayı gerektirir. Şu ana kadar insanlar, dünya kaynaklarını pek de akıllıca kullanamadılar. Kabul etmeliyiz ki bizim medeniyetimiz rahatsız. Hangi ülke insanı olursa olsun, ne kadar kültür farkı olursa olsun insan, insandır; korkuları, özlemleri ve zaafları özdeştir.

Günün sonunda tüm bunların birer düş olduğunu düşünebiliriz. Hiçbiri gerçek değil. O hâlde yeni bir hayat düşleyelim. Ama sadece kendimiz için değil, herkes için daha iyi bir yaşam düşleyelim ve uykuya dalalım. İyi geceler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mayıs 2007
P S Ç P C C P
« Nis   Haz »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: