voy a bailar cada mañana

kadınlar güldüremez

Posted on: Haziran 3, 2007 Pazar

 que sarah, sarahişsiz, güçsüz ve asalak bir insan olarak gün içinde kendime oyalanacak işler bulmak konusunda oldukça zorlandığımı söylemek isterim, sayın okuyan. ancak modern dünya sağ olsun, elimin altında bilgisayar ve internet var. internetten edindiğim verileri saymaktan büyük keyif alıyorum. boş ve amaçsız bir insanın yapabileceği her türlü zaman harcayıcı, kanırtıcı görevi üstleniyorum hemen.

örnek olarak The Sims 2 oyunu için her türlü zahmete girip mesh editing ve CAS Face Altering gibi işlerle -bu noktada kafası az çok çalışan bir insan olarak ne bilgisayar oyunlarıyla ne de İngilizceyle arası pek iyi olmayan okuyucuları kaçırdığımın farkındayım, ancak ne yapalım? ülkücülük böyle bir şey… ya da ego mu demeliydik?- uğraşmaktan hiç gocunmam.

efendim, lafı şuraya bağlayacağım: bütün gün televizyon ya da bilgisayar başında oturan, dizi, film, müzik, oyun ve program indiren; izleyen, dinleyen, kuran, oynayan ve kaldıran bir insan müsveddesi olarak bu kadar çok şey yaparken aslında ne kadar az şey yaptığımın farkında olmak bana koymuyor mu? pek değil. keyfim yerinde mi? çoğu zaman.

işte benim gibi insanlar, bir hayatları olmadığından sürekli uğraşacak, saldıracak, kurcalayacak bir şeyler ararlar. bulduklarında işleri bitene kadar son raddedeki dikkatleriyle o işin üzerine eğilir. işe olan ilgilerinin bitmesi ile de başka şeylerin peşine düşerler. bu tür insanlar yetişkin bedeninde hapsolmuş çocuklardır, asla büyüyemezler ve yaşlandıkça hayatın ağırlığı altında ezilirler. klinik gözlemciler, -evet bu tamlamayı kıçımdan çıkardım az önce- bu tür insanlara, adult children yani yetişkin çocuklar derler.

hatta pek sevgili ekşi sözlük‘te şöyle bir yorum var:

“kişilerin ihtiyarladıkları zamanki durumu dışında toplumda hiçbir belirti göstermeksizin yaşayıp giden, üzücü bir şekilde beraber yaşadığı diğer aile fertlerine zehir zemberek bir hayat yaşatan, aslen rahatsız olduklarının farkında olmayan, çevresindekilerce de bunun aslen psikolojik bir rahatsızlık olduğu geç fark edilen çocuklardır.
son zamanlarda bu yetişkin çocuklara mahsus psikolojik rehabilitasyon merkezleri açılmaya başlamıştır.”

(ays t, 06.02.2006 13:20 ~ 13:22)

ciddi konulara fazla girmek istemiyorum, sayın okuyan. ne de olsa başlık belli: kadınlar güldüremez. “peki, neden? neden kadınlar güldüremesin?” diye atlamayın hemen, sayın okuyan! bu yazıyı yazmama vesile olan iki ana unsuru açıklamayı borç bilirim:

sarah silverman

1. cnbc-e takipçileri bilirler: “sarah silverman, haziranda e2’de.”

2. sarah silverman ile ilgili şu yazının ilk paragrafı.

e2‘si olanlar haziranı rahat rahat bekleyip, diziyi oradan takip etmeyi seçebilirler. ancak benim gibi e2’si olmayanlar için tek bir seçenek var: internet. 6 bölümlük ilk sezonu bulmak hiç zor olmadı. ve bir süredir aklımı kurcalayan şu program neymiş bakalım, deyip başladım izlemeye. güneş doğana kadar aralıksız altı bölümü de izledim. gözlemlerimi sıralamadan önce başlığımızı irdelemek isterim.

öncelikle komik olmak, bir kadından beklenecek ilk şey değildir. hepimizin bildiği üzere bir kadın öncelikle güzel olmalıdır. toplumun bu konudaki katılığı su götürmez bir gerçektir. hem düşününce şu sonuca kolaylıkla varılabilir ki komikliği ifade eden şeyleri belirleyenler, erkeklerin kendileridir ve bu komiklik kendi aralarında eğlenmelerini sağladığı gibi güzel hatunları tavlamalarını da sağlamaktadır. ya da en azından bugüne dek bu böyleydi.

bazı genç erkeklerin, kadınların yeterince akıllı olmadığını veya zihinsel becerilerinin erkekler kadar gelişmiş olmadığını söylediklerini duymuşsunuzdur. akıllı kadının yokluğundan şikâyet eden bu genç erkekler, akıllı bir kadınla karşılaştıklarında durumu idrak etmekte zorlanabilirler. hele akıl, güzellik ve albeni ile birleştiğinde bu gençler kısa sürede şapa oturabilirler. çünkü akıllı, güzel ve seksi bir hatun onlar için söylenceden başka bir şey değildir ve daha önce karşılaştıkları hiçbir şeye benzemez. onu çözümlemek, küçük gördükleri diğer kızları çözümlemek kadar kolay değildir ve hatta çözümlemeye uğraşırken çözümlenmiş olduklarını görmeleri an meselesidir.

yalnız şu da unutulmamalıdır ki erkeklerin hatun tavlamak için baş vurdukları en son çarelerden biri de ilgili kıza “ne kadar akıllı, güzel ve seksi” olduğunu, bu üçünün bir araya gelmesinin ne kadar zor olduğunu söylemektir. ancak bunları geçelim, yavaş yavaş sadede gelelim. sarah silverman, şüphesiz ki aptal, çirkin ve itici değil; dünyanın en akıllı, en güzel ve en albenili kadını olmadığı gibi… ancak pek çok erkeğin kabul edeceği üzere bakanın, çekimine kapılacağı kendine özgü bir havası var. bu hava, fiziksel görüntüsünün yanında zihinsel canlılığının ve kıvraklığının da bir uzantısı.

komik olabilmek için şüphesiz ki keskin bir zekâ ve uygun bir bilgi birikimiyle harmanlanmış bir mizah duygusu gerekir. bundan yoksun insanlar, kolay öfkelenen ve gülmek için basit şaka ve fıkraların arkasına saklanan insanlardır, desem kaçınız bana katılırsınız acaba? katılmasanız da önemli değil gerçi… çünkü hepimiz biliyoruz ki bayat fıkralar gülmek adına yapılacak en kötü şeylerdir. onun yerine içinde bulunduğu durumu farklı bir bakış açısı ile gülünç duruma getirebilmek hemen hemen her zaman insanları şaşırtacak ve eğlendirecektir.

hemen hemen, dedik. çünkü yine biliyoruz ki komik olan kişiden kişiye değişir. bazıları jerry seinfeld’in insanları aşağılayan mizahını beğenmeyebilir. ben genel olarak komedyenleri sevmem ve stand-up denilen hadiseyi son derece gereksiz bulurum. bu benim mizah yoksunu olduğunu göstermez. güldürü ve eğlencenin doğal ortamında kendiliğinden gelişmesi tercihimdir.

bu doğallığa sahip çok fazla insan olmadığı gibi tam da bu yüzden tamamen amerikan geleneğini taşıyan stand-up ya da talk show tipi eğlence anlayışını zorlama buluyorum. ancak sevdiğim bir şey varsa o da hergün yüzümüze vurulmasına karşın, sanki olması gereken buymuşçasına yaşadığımız yalanlarla alay eden sivri bir dildir.

sarah silverman, hassas konulara dokundurduğu keskin diliyle aslında kendi kutusu içinde yaşayan sıradan, az gelişmiş, küstah beyaz insanı tasvir ediyor. bu öyle bir insan ki çalışmıyor, oturduğu evin kirasını küçük kız kardeşine ödetiyor ve istediğini elde edebilmek için her türlü şımarıklığı ve edepsizliği deniyor. zencilere, eşcinsellere, yaşlılara, hastalara ve polislere verip veriştiriyor. kısacası kendinden olmayan herkese düşman. bu düşmanlık, toplumdaki genel hoşgörüsüzlüğün kaynağını oluşturuyor.

herkes, kendisinin en doğruyu bildiği; en güzel, en akıllı ve en başarılının kendisi olması gerektiği yanılgısıyla yaşıyor. kendinden yeterli verimi alamayan kişi, kendini bir gruba dahil ederek onun dışında kalan herkesi küçümsüyor. silverman’ın karakteri, toplumun bütün hastalıklarını üzerinde toplamış bütünüyle antisosyal -hayır, sevgili okuyan, asosyal demiyorum!- bir kişilik. bu hâliyle aslında bir karikatürden başka bir şey değil ve bütün karikatürler gibi abartılı.

peki komik mi? şüphesiz komik. ancak asla bir coupling değil. bir kahkaha tufanı bekliyorsanız, hayal kırıklığına uğramanız çok yüksek bir ihtimal. ne de olsa silverman, karnınızı değil beyninizi ağrıtmaya odaklanmış. her ne kadar program metnini tek başına yazmıyor olsa da bu hatunun güldüremediğini söylemek, anlamsız olur.

durumları komik hâle getirebilmek için, saldırgan bir tutum sergilemelisiniz. çünkü bir şeyin içini dışını öğrenmenin yolu, onu kurcalamaktır. kurcalamak başlı başına saldırgan bir tutumdur; burnunuzu ya da ellerinizi size ait olmayan yerlere sokmanınızı gerektirebilir. böylesi saldırgan bir tutum, toplumda erkeklerce baskın olarak benimsenmiş olup çocuklukları boyunca da hoşgörülüp teşvik edilmiştir. dolayısıyla çözümlemek ya da durumları kurcalayıp içlerinden gülünç bir şeyler çıkarmak, erkeklere özgü bir şeymiş gibi algılanabilir.

sarah silverman, edepsiz bir tutumla, erkeklerin oyununa ortak olmuş, onların oyuncaklarına el atmış ve hatta bütün oyunu kendine uyarlayarak tamamen kendisi için yeni bir oyun yaratmıştır. başarılar dileriz kendisine. benmerkezcilik zor iş, vesselam…

benim asıl merak ettiğim, alaycı ve inceden dokunduran kelime oyunlarını türkçeye nasıl çevirecekleri ya da programın açılış konuşmasında yer alan “full frontal jew-dity” tabirinin türkçeye çevrilmiş hâlinin ne derece anlamlı olacağıdır. son olarak dünya kadın komedyenler bakımından hiç de kurak bir yer değildir. mesela bundan sonra da “ellen degeneres” incelenebilir. – öff!

ayrıca okumayı seven okuyanlarım için:

The Girl With a Boy’s Brain

Notes on Sarah Silverman (A post in parts):Part One- The Body 

Why Women Aren’t Funny

5 Yanıt to "kadınlar güldüremez"

“Tonight’s episode contains full frontal Jewdity.” cümlesi “Bu geceki bölüm ileri derecede Yahudilik içeriyor.” şeklinde çevrilmiş.
sanırım olmuş, hatta evet, olmuş.

valla kardeş,
sen de biliyorsun espri yetisinin cinsiyeti falan yoktur. espri yapabilen kadın, senin de dediğin gibi sanki espri yapmak erkeklerin tekelindeymiş gibi ezik erkekler tarafından tehlikeli algılanır. diyorum sana işte bulalım iki sağlam hatun daha yapalım bir sex and the city kendimize! yalnız dikkat etmek lazım, yanlışlıkla spice girls falan olmayalım da :)

ahah, kızım sen, ben, sarah (ya da carrie) havuz partileri veriyoruz zaten :P gerçi ben bikinimi getirmeyi unutmuşum ama bir dahakine getiririm söz. :)

Komik olmanın çeşitleri var, zeki komik, salak komik, trajikomik gibi.
Kadınlardan çok fazla komik çıkmamakla birlikte en az salak komik çıkıyor, jerry lewis, jim carrey ya da rowan atkinson tarzı kadın komedyen gelmiyor aklıma. sanırım kadınlar her halükarda güzel ya da en azından alımlı olmak zorunda, yoksa toplum tarafından tolere edilemiyorlar.
neyse ben de toplumu tolere edemiyorum zaten. (kapanış hıh! efektiyle yapılır)

toplumun tolere edilecek bir yanı olmasa gerek.. en azından toplumu oluşturan ‘erdemliler’in çıkış amacı bu olmasa gerek, diye düşünüyorum.. ne de olsa toplum, her şekilde küçümsediği bireyi tolere etmek ya da bastırmak adına ilk adımı atıyor..

şüphesiz ki o, insan ve biz kadınlar için en doğrusunu biliyor.. amin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Haziran 2007
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: