voy a bailar cada mañana

bu insanlar çok gürültü çıkarmaya başladı yine…

Posted on: Haziran 22, 2007 Cuma

efendim, bir çünlükçünün yapabileceği en büyük hatalardan birini yaparak bu çünlüğün ve belki de civar çünlüklerin görüp görebileceği en alıntılı, en uzun ve en boş yazıyı yazdım. sonuç aşağıda…

ama önce konumuzdan söz edelim, sayın okuyanım, değil mi? gılgamış destanı‘nı bilenleriniz bilir; bu gılgamış yaşamın sırrını arar, ölümsüz olmak ister vs. tabii ki destan sadece bundan ibaret değildir; içinde pek çok öykü vardır ama belki de en ilginçlerinden biri tufan öyküsüdür.

bu öykünün yer aldığı destanın ilk olarak sümerler tarafından yazıya geçirildiği, kendilerinden sonra gelen akad ve babil medeniyetlerince değiştirilerek devam ettirildiği söylenmekte. tufan öyküsünün üç büyük dinin kutsal metinlerinde de yer alması oldukça ilginç. bu konuyla ilgili olarak dindarların ve de dinsizlerin ayrı görüşleri bu yazının ilgi alanına girmez.

en sondan en başa gidecek şekilde kuranı kerim, eski ahit (ya da tevrat) ve gılgamış destanı’nda geçen tufan metinlerini peşpeşe sıralayacağım. ve sonra da bütün bunlardan çıkardığım abidik gubidik anafikrimsilerimi en alta yazacağım. bütün bunları okumak istemeyenler hemen en alt paragraflara kayabilir; ben olsam ben de okumazdım ve hatta okumadım da -o kadar yani…

kuranı kerim’de tufan:

ARAF SURESI
59−Andolsun ki, Nuh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. O da varıp: “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Gerçekten ben, üzerinize büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum.” dedi.
60−Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler: “Şüphesiz ki, biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz.” dediler.
61−Nuh: “Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur; ancak ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” dedi.
62−”Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah’tan gelen vahy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum.
63−Size o korkunç akıbeti bildirmek için, korunmanız için belki de rahmete kavuşturulmanız için sizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir uyarının gelmesine inanmıyor da şaşıyor musunuz?” dedi.
64−Bunun üzerine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu ve beraberinde iman edenleri gemide kurtuluşa erdirdik ve ayetlerimize yalan diyenleri suda boğduk. Çünkü onlar basiretleri körelmiş bir toplum idiler.

YUNUS SURESI
71−Bir de onlara Nuh’un kıssasını oku: Bir vakit kavmine demişti ki: “Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah’ın ayetlerini hatırlatışım size ağır geliyorsa, bilin ki, ben Allah’a güvenip dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız, toplanıp bütün azminizle karar veriniz; sonra yapacağınız sizi asla tasaya da düşürmesin. Sonra da bana ne yapacaksanız yapın ve elinizden gelirse, bana bir an göz de açtırmayın!
72−Eğer yüz çevirirseniz, ben de sizden ücret istemedim ya! Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ve ben O’nun birliğine boyun egen Müslümanlardan olmakla emrolundum!”
73−Buna rağmen yine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu gemide kendisiyle beraber olanları kurtarıp, onları yeryüzünün halifeleri yaptık; ayetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu?

HUD SURESI
25−Andolsun ki, vaktiyle Nuh’u kavmine gönderdik. Nuh onlara: “Ben size azabın sebeplerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan bir uyarıcıyım.
26−Allah’tan başkasına kulluk etmeyin! Gerçekten ben acı bir günün azabının başınıza gelmesinden korkuyorum!” dedi.
27−Buna karşı kavminden küfreden ileri gelenler : “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz, sana uyanları ise ilk bakışta en aşağılık olanlarımızdan ibaret görüyoruz. Sizin bize karsı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz.” dediler.
28−Nuh: “Ey kavmim, ne dersiniz? Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de size onu görecek göz verilmemişse, onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?
29−Ey kavmim, ben sizden buna karşı bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım yalnızca Allah’a aittir ve ben, o iman edenleri kovacak değilim. Kesinlikle onlar Rablerine kavuşacaklar, ama ben sizi cahillik eden bir topluluk olarak görüyorum.
30−Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim kurtaracak? Artık bir düşünmez misiniz?
31−Ben size, “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.” demiyorum. Ne gaybı bilirim, ne de “Ben bir meleğim.” diyorum. O sizin gözlerinizin horladığı kişiler hakkında: “Allah, onlara hiçbir hayır vermez.” de demem. Onların içlerindekini en iyi bilen Allah’tır. O takdirde zalimlerden olmuş olurum!” dedi.
32−Onlar: “Ey Nuh, gerçekten bizimle çok uğraştın ve bizimle yaptığın mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit edip durduğun azabı getir de görelim.” dediler.
33−Nuh: “Onu size ancak dilerse Allah getirir ve siz onu âciz bırakacak değilsiniz.
34−Eğer Allah sizi helak etmeyi diliyorsa, ben size öğüt vermek istesem de öğüdümün size yararı olmaz. O, sizin Rabbinizdir ve sonunda O’na döndürüleceksiniz!” dedi.
35−Yoksa: “Onu uydurdu mu?” diyorlar? De ki: “Eğer uydurdumsa vebali boynumadır. Oysa ben, sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım!”
36−Bir de Nuh’a vahyolunmuştu ki: “Haberin olsun, kavminden iman etmiş olanların dışında hiçbiri iman etmeyecektir; onun için her ne yaparlarsa gam yeme!
37−Bizim gözetimimizde ve vahyimiz dairesinde gemi yap ve Bana o zulmedenler hakkında bir şey söyleme; çünkü onlar, boğulacaklardır!”
38−O, gemiyi yapıyordu ve kavminden herhangi bir güruh da yanından geçtikçe onunla eğleniyorlardı. Nuh: “Eğer bizimle eğleniyorsanız, biz de sizin eğlendiginiz gibi eğleneceğiz sizinle!
39−İleride rüsvay edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı ahiret azabının da kimin başına ineceğini bileceksiniz!” dedi.
40−Nihayet emrimiz gelip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca Nuh’a: “Her birinden ikişer çift alıp aleyhinde hüküm geçmis olanların dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle!” dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dışında kimse iman etmemişti.
41−Nuh: “Binin içine, yürümesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” dedi.
42−Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: “Ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi.
43−O: “Ben, beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” dedi. Nuh: “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak yok; meğerki O rahmet ede!” dedi, derken dalga aralarına giriverdi ve o da boğulanlardan oldu.”
44−Bir de: “Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sende açıl!” denildi; su çekildi, is bitirildi, gemi Cudi üzerinde durdu ve bu zalim topluluğa: “Defolun!” denilmişti.
45−Nuh Rabbine seslenip: “Ey Rabbim, elbette oğlum benim ailemdendir, Senin va’din de kesinlikle haktır ve Sen hâkimlerin en iyi hükmedenisin!” dedi.
46−Allah: “Ey Nuh, O, asla senin ailenden değildir. O, doğru olmayan bir iştir. O halde bilmediğin bir şeyi benden isteme! Ben, seni cahillerden olmaktan men ederim.” buyurdu.
47−Nuh: “Ey Rabbim, senden bilmediğim şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen hüsrana düşenlerden olurum!” dedi.
48−Denildi ki: “Ey Nuh, sana ve beraberindeki kimselerden birçok ümmetlere tarafımızdan bir selam ve birçok bereketlerle in! Daha birçok ümmetleri de ileride faydalandıracağız. Sonra Bizden onlara acı bir azap dokunacaktır.
49−İşte bunlar, sana vahyile bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, iyi sonuç Allah’tan korkanlarındır.

ENBIYA SURESI
75−Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o iyi kişilerdendi.
76−Nuh’u da. Zira daha önce dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik; kendisini ve ailesini büyük bir sıkıntıdan kurtardık.
77−Ayetlerimize yalan diyen kavimden öcünü aldık. Gerçekten onlar kötü bir kavimdiler, Biz de hepsini birden boğuverdik.

MUMINUN SURESI
23−Yüceliğime andolsun ki, Biz Nuh’u kavmine peygamber gönderdik de Nuh dedi ki: “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. O’ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?
24−Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir, üstünüze geçmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz eski atalarımız içinde bunu işitmedik.
25−Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir adamdır; Onun için bunu bir süreye kadar gözetleyin!” dediler.
26−Nuh: “Ey Rabbim, bana yalancı demelerine karsı yardım et bana!” dedi.
27−Biz de ona söyle vahyettik: “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap sonra emrimiz gelip de tandır (kazan) kaynayınca hemen ona topundan bir iki çifti ve aleyhinde önceden hüküm verilmiş olanların dışında aileni ona bindir ve o zulmedenler hakkında bana yakarışta bulunma; çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır!
28−Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: “Hamd o Allah’a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı” de.
29−Ve de ki: “Ey Rabbim, beni mübarek bir yere kondur; Sen konuklayanların en hayırlısısın.”
30−İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek sınavcıyızdır.
31−Sonra arkalarından başka bir nesil yarattık.

FURKAN SURESI
37−Nuh kavmini de, peygamberleri inkâr ettiklerinde, suda boğduk ve kendilerini insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere de acı bir azap hazırladık.

SUARA SURESI
105−Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,
106−kardeşleri Nuh onlara söyle dediği vakit:”Siz Allah’ tan korkmaz mısınız?
107−Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
108−Gelin Allah’tan korkun, bana itaat edin!
109−Buna karsı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
110−Gelin Allah’tan korkun, bana itaat edin!”
111−”A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?” dediler.
112−(Nuh) “Benim onları ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?
113−Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz.
114−Hem ben iman edenleri kovmaya me’mur değilim.
115−Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” dedi.
116−Dediler ki: “Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taslanmışlardan olacaksın!”
117−(Nuh): “Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.
118−Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!” dedi.
119−Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
120−Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.

ANKEBUT SURESI
14−Andolsun ki, Nuh’u kavmine gönderdik de içlerinde elli eksik bin (Dokuz yüz elli) yıl kaldı, derken zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakalayıverdi.
15−Sonunda onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret kıldık.

SAFFAT SURESI
75−Andolsun ki, Nuh Bize seslenmişti. Biz de gerçekten ne güzel icabet edenleriz!
76−Hem onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
77−Hem onun neslini sürekli kalanlar kıldık.
78−Hem de sonradan gelenler içinde namını bıraktık.
79−”Bütün âlemler içinde Nuh’a selam!”
80−İşte Biz iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.
81−Çünkü o Bizim mü’min kullarımızdandı.
82−Sonra da diğerlerini suda boğduk.

ZARIYAT SURESI
46−Daha önce de Nuh kavmini (helak ettik). çünkü onlar hep yoldan çıkmış birer topluluk idiler.

NECM SURESI
52−Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve çok azgındılar.

KAMER SURESI
9−Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanladı; o kulumuza yalancı dediler, delidir, dediler; çok incittiler.
10−O da sonunda Rabbine dua etti: “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” dedi.
11−Bunun üzerine göğün kapılarını şakır şakır dökülen bir su ile açtık.
12−Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular önceden takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13−Ve onu elvahlı ve kenetli (tahta ve çivilerden yapılı) bir gemi üzerinde taşıdık,
14−gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkâr ve nankörlüğe uğramış kimseye mükâfat olmak üzere.
15−Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat düşünen mi var ki,
16−azabım ve uyarılarım nasılmış!

NUH SURESI
1−Haberiniz olsun ki, Biz Nuh’u: “Kendilerine elim bir azap gelmeden önce kavmini uyar!” diye kavmine gönderdik.
2−Dedi ki: “Ey kavmim, haberiniz olsun, ben size açık bir uyarıcıyım!
3−Şöyle ki, Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin!
4−Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah’ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!”
5−Dedi ki: “Ey Rabbim, ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
6−Fakat benim çağırmam, sadece onların kaçmalarını artırdı.
7−Ve ben, onları bağışlaman için her davet ettiğimde onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
8−Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım.
9−Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli söyledim.
10−”Gelin, Rabbinizin bağışlamasını isteyin, çünkü O, bağışlaması çok bir bağışlayandır!” dedim.
11−Bol hayır (yağmur) ile göğü üzerinize salsın.
12−Size mallar ve oğullarla yardım etsin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın.
13−Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?
14−Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.
15−Görmediniz mi, Allah’ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?
16−Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.
17−Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetiştirdi.
18−Sonra sizi onda geri çevirecek ve sizi bir çıkarış daha çıkaracak!
19−Allah, yeri sizin için bir sergi yapmıştır.
20−Ondan (açılan) geniş geniş yollarda gidesiniz diye.
21−Nuh dedi ki: “Ey Rabbim! biliyorsun onlar, bana isyan ettiler, malı ve çocuğu kendisine hasardan başka bir şey arttırmayan kimsenin ardınca gittiler.
22−Büyük büyük hilelere giriştiler.
23−”Sakın ilahlarınızı bırakmayın; ne Vedd’i ne Suva’ı, ne Yagus’u, ne Yeuk’u ve ne de Nesr’i” dediler.
24−Çoklarını şaşırttılar. Sen de zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır!”
25−Bir çok günahları yüzünden suda boğuldular da ateşe atıldılar ve kendilerine Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.
26−Nuh demişti ki: “Ey Rabbim, yeryüzünde (yurt sahibi) hiç bir kimse bırakma!”
27−Çünkü Sen, onları bırakırsan, kullarını yoldan çıkarıyorlar ve nankör facirden başkasını doğurmuyorlar.
28−Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mümin olarak evime gireni, bütün inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!”

kitabı mukaddes’te tufan:

Tufan
BÖLÜM 6
Yar.6: 1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
Yar.6: 2 İlahi varlıklar*fı* insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
*D Not 6:2,4 “İlahi varlıklar”: İbranice “Tanrı oğulları”. Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor.
Yar.6: 3 RAB, “Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür” dedi, “İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.”
Yar.6: 4 İlahi varlıkların*fı* insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller*fi* vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.
D Not 6:4 “Nefiller”: İbranice sözcük “Düşmüş kişiler” anlamına gelir. Septuaginta bunu “Devler” diye çevirir. Aynı sözcük Say.13:32-33 ayetlerinde de geçer.
Yar.6: 5 RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte.
Yar.6: 6 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.
Yar.6: 7 “Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri*, kuşları yeryüzünden silip atacağım” dedi, “Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.”
Yar.6: 8 Ama Nuh RAB’bin gözünde lütuf buldu.
Yar.6: 9 Nuh’un öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
Yar.6: 10 Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.
Yar.6: 11 Tanrı’nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.
Yar.6: 12 Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.
Yar.6: 13 Tanrı Nuh’a, “İnsanlığa son vereceğim” dedi, “Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
Yar.6: 14 Kendine gofer*fj* ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap.
D Not 6:14 “Gofer”: Ne çeşit ağaç olduğu bilinmiyor. Selvi ağacı olduğu sanılıyor.
Yar.6: 15 Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz*fk*, genişliği elli*fl*, yüksekliği otuz arşın*fm* olacak.
D Not 6:15 “Üç yüz arşın”: Yaklaşık 135 m.
6:15 “Elli arşın”: Yaklaşık 22.5 m.
6:15 “Otuz arşın”: Yaklaşık 13.5 m.
Yar.6: 16 Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını*fn* bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap.
D Not 6:16 “Bir arşın”: Yaklaşık 45 cm.
Yar.6: 17 Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.
Yar.6: 18 Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.
Yar.6: 19 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.
Yar.6: 20 Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.
Yar.6: 21 Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.”
Yar.6: 22 Nuh Tanrı’nın bütün buyruklarını yerine getirdi.

BÖLÜM 7
Yar.7: 1 RAB Nuh’a, “Bütün ailenle birlikte gemiye bin” dedi, “Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.
Yar.7: 2-3 Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan
hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli
sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al.
Yar.7: 4 Çünkü yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur
yağdıracağım. Yarattığım her canlıyı yeryüzünden silip atacağım.”
Yar.7: 5 Nuh RAB’bin bütün buyruklarını yerine getirdi.
Yar.7: 6 Yeryüzünde tufan koptuğunda Nuh altı yüz yaşındaydı.
Yar.7: 7 Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep
birlikte gemiye bindiler.
Yar.7: 8-9 Tanrı’nın Nuh’a buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her
tür hayvan, kuş ve sürüngenden* erkek ve dişi olmak üzere birer
çift Nuh’a gelip gemiye bindiler.
Yar.7: 10 Yedi gün sonra tufan koptu.
Yar.7: 11 Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının* on yedinci
günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı.
Yar.7: 12 Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.
Yar.7: 13 Nuh, oğulları Sam, Ham, Yafet, Nuh’un karısıyla üç gelini
tam o gün gemiye bindiler.
Yar.7: 14 Onlarla birlikte her tür hayvan -evcil hayvanların, sürüngenlerin, kuşların, uçan yaratıkların her türü- gemiye bindi.
Yar.7: 15 Soluk alan her tür canlı çifter çifter Nuh’un yanına gelip gemiye bindi.
Yar.7: 16 Gemiye giren hayvanlar Tanrı’nın Nuh’a buyurduğu gibi erkek
ve dişiydi. RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı.
Yar.7: 17 Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.
Yar.7: 18 Sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; gemi suyun üzerinde yüzmeye başladı.
Yar.7: 19 Sular öyle yükseldi ki, yeryüzündeki bütün yüksek dağlar su altında kaldı.
Yar.7: 20 Yükselen sular dağları on beş arşın aştı.
D Not 7:20 “On beş arşın”: Yaklaşık 6.8 m.
Yar.7: 21-22 Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü.
Yar.7: 23 RAB insanlardan evcil hayvanlara, sürüngenlerden kuşlara dek bütün canlıları yok etti, yeryüzündeki her şey silinip gitti. Yalnız Nuh’la gemidekiler kaldı.
Yar.7: 24 Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı.

Tufanın Sonu
BÖLÜM 8
Yar.8: 1 Sonra Tanrı Nuh’u ve gemideki evcil ve yabanıl hayvanları
anımsadı. Yeryüzünde bir rüzgar estirdi, sular alçalmaya başladı.
Yar.8: 2 Enginlerin kaynakları, göklerin kapakları kapandı. Yağmur dindi.
Yar.8: 3 Sular yeryüzünden çekilmeye başladı. Yüz elli gün geçtikten
sonra sular azaldı.
Yar.8: 4 Gemi yedinci ayın* on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.
Yar.8: 5 Sular onuncu aya kadar sürekli azaldı. Onuncu ayın birinde
dağların doruğu göründü.
Yar.8: 6 Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı.
Yar.8: 7 Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar
dönmedi, uçup durdu.
Yar.8: 8 Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini
anlamak için güvercini gönderdi.
Yar.8: 9 Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuh’un yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı.
Yar.8: 10 Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı.
Yar.8: 11 Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı.
Yar.8: 12 Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini yine gönderdi.
Bu kez güvercin geri dönmedi.
Yar.8: 13 Nuh altı yüz bir yaşındayken, birinci ayın birinde
yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı
kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.
Yar.8: 14 İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.
Yar.8: 15-16 Tanrı Nuh’a, “Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte
gemiden çık” dedi,
Yar.8: 17 “Kendinle birlikte bütün canlıları, kuşları, hayvanları, sürüngenleri* de çıkar. Üresinler, verimli olsunlar, yeryüzünde çoğalsınlar.”
Yar.8: 18 Nuh karısı, oğulları ve gelinleriyle birlikte gemiden çıktı.
Yar.8: 19 Bütün hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, yeryüzünde yaşayan
her tür canlı da gemiyi terk etti.
Yar.8: 20 Nuh RAB’be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan
hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular* sundu.
Yar.8: 21 Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: “İnsanlar
yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim.
Yar.8: 22 “Dünya durdukça
Ekin ekmek, biçmek,
Sıcak, soğuk,
Yaz, kış,
Gece, gündüz hep var olacaktır.”

BÖLÜM 9
Yar.9: 1 Tanrı, Nuh’u ve oğullarını kutsayarak, “Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun” dedi,
Yar.9: 2 “Yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümü sizden korkup
ürkecek. Yeryüzündeki bütün canlılar, denizdeki bütün balıklar
sizin yönetiminize verilmiştir.
Yar.9: 3 Bütün canlılar size yiyecek olacak. Yeşil bitkiler gibi,
hepsini size veriyorum.
Yar.9: 4 “Yalnız kanlı et yemeyeceksiniz, çünkü kan canı içerir.
Yar.9: 5 Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım.
Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına
kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.
Yar.9: 6 “Kim insan kanı dökerse,
Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir.
Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
Yar.9: 7 Verimli olun, çoğalın. Yeryüzünde üreyin, artın.”
Yar.9: 8 Tanrı Nuh’a ve oğullarına şöyle dedi:
Yar.9: 9-10 “Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki
bütün canlılarla -kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden
çıkan bütün hayvanlarla- antlaşmamı sürdürmek istiyorum.
Yar.9: 11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün
canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.”
Yar.9: 12 Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: “Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak:
Yar.9: 13 Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki
antlaşmanın belirtisi olacak.
Yar.9: 14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların
arasında ne zaman görünse,
Yar.9: 15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı
anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
Yar.9: 16 Ne zaman bulutlarda yay görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım.”
Yar.9: 17 Tanrı Nuh’a, “Kendimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında
sürdüreceğim antlaşmanın belirtisi budur” dedi.

gılgamış destanı’nda tufan:

Gılgamış ona, uzaktaki (102) Utnapiştim’e dedi:

“Utnapiştim, sana bakıyorum, biçimin başka değil; benim gibisin. Evet, benden ayrı değilsin, benim gibisin!

Senin yüreğin savaş için yaratılmıştır! Nasıl oluyor da böyle sırt üstü yatıyorsun? Anlat! Tanrıların toplantısında yaşamı aramaya nasıl karar verdin?”

Utnapiştim ona, Gılgamış’a dedi:”Gılgamış, sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim: Şurippak (103), senin bildiğin bir kent, Fırat’ın kıyısındadır. Bu kent çok eskiden varken, tanrılar bu kentin yanındaydılar. Tanrıların aklına bir tufan yapmak geldi. Bunların babaları soylu Anu, hükümdarları yiğit Enlil, büyük vezirleri Ninurta, su yolcuları Ennagi ve Bilge Ea da onların toplantısında yer aldı. Ea, tanrıların verdikleri kararı, kamıştan bir çite anlattı:

“Kamış çit, kamış çit! Duvar, duvar! Kamış çit dinle, duvar anımsa (104)! Şurippaklı Ubar-Tutu’nun (105) oğlu (106), evi sök. Bir gemi yap. Serveti bırak. Yaşamı ara! Mülkten nefret et! Canını kurtar! Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle. Yapacağın geminin her yanı uyumlu bir ölçüde olsun. Onun eni ve boyu bir ölçüde olsun. Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur.

“Ben, bunu anlar anlamaz Ea’ya, efendime dedim:

“İyi, anlaşıldı efendim. Şimdi bana ne dedinse iyi dikkat ettim. Ben yapacağım. Fakat, kent halkı ve yaşlılar sorarsa ne diyeyim?

“Ea, konuşmak için ağzını açıp bana, kölesine dedi:

“Be adam, insanlara şöyle dersin: Sanırım Enlil benden nefret etmeye başladı. Bunun için sizin kentinizde artık kalmayacağım. Enlil’in toprağına artık ayak basmayacağım. Apsu’ya (107) inmek istiyorum. Orada beyim, Ea’nın yanında kalacağım. Ea, üzerinize bir bereket yağmuru yağdıracaktır. Bundan sonra, tufan, kuşların saklı yuvalarını ve balıkların sığınaklarını size getirecek ve bol ürün alacaksınız. Bulutları güden bey, üstünüze gerçek bir buğday yağmuru yağdıracaktır.”

Halk çevresine toplandı.

(Bundan sonraki 4 satırda yaşlıların ve gençlerin gemiye gerekli gereçleri taşıdıkları anlatılmaktadır.)

Küçük yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı. Güçlü erkekler gemiye yedek kereste getiriyorlardı. Beşinci günde geminin kaburgasını oluşturdum. Geminin temeli (omurgası) bir iku (108) genişliğindeydi. Kenarları (küpeştesi) iki kez on kamış (109) yüksekliğindeydi. Üst güvertesi de alt güverteye tümüyle eşitti. Bunun da her yanı, iki kez on kamış uzunluğundaydı. Bundan sonra geminin dış yüzünü (bordasını) hazırladım ve onları boyadım. Gemiyi altı katlı yaptım. Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölüme ayırdım, ambarını da dokuza böldüm. Ortasına da su kazıkları çaktım (110). Güzel kürek seçtim. Ve geminin yedeklerini ambara koydum. Eritmek için kazana 21600 …… zift döktüm (111). Bunun yarısını saf zift olarak gemiye sakladım. Tekneciler, gemiye 10800 şırlık (112) getirdiler. Bunun üçte biri peksimet kızartmak için harcandı; üçte ikisini de gemici sakladı. İşçilere çok sığır kestim. Ve her gün koyun boğazladım. Ustalara, ırmak suyu gibi bira, rakı, şırlık ve şarap akıtıldı. Bunlar, Nevruz bayramına benzer bir bayram kutladılar. Ustayı yağlamak için kendi elimi de bulaştırdım. Gemi yedinci günde tamam oldu. Gemiyi kızaktan indirmek güç oldu. Çünkü, geminin üçte ikisi suya girinceye dek, onu, kızak üzerinde aşağıdan ve yukarıdan itmek zorunluğu vardı.

Elime geçen her şeyi içine yükledim. Elime geçen her gümüşü içine yükledim. Elime geçen her altını içine yükledim.

Bütün soyumu, sopumu ve kavmimi gemiye bindirdim. Yazının yabanıl, yazının evcil hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım.

Şamaş, bana bir süre verdi: bulutları güden, akşamleyin bir buğday yağmuru yağdıracak diye. O zaman gemiye bin ve kapını (lumbar ağzı) kapa diye. Bu süre yaklaştı: bulutları güden, akşamleyin buğday yağmurunu yağdırıyordu. Ben havanın yüzüne baktım. Hava, bakılmayacak kadar korkunçtu.

Ben geminin içine bindim ve kapımı kapadım. Gemici Pusur-Amurri’ye, gemiyi yaptığından dolayı, sarayı her şeyiyle teslim ettim. Artık gökten kara bulutlar yükseldi. Bulutların içinde Adad (113) gürledi. Şullat ve Haniş (114), tanrıların kafilesini çekiyorlardı. Saray uluları, bunların peşi sıra dağları ve ovaları aşıyorlardı. Büyük İra (115), bütün bentlerin kazıklarını çekti. Ninurta da ilerleyip büyük havuzun sularını boşandırdı. Anunnaki tanrıları, meşaleleri yukarı kaldırıyorlardı. Tanrıların saçtıkları ışın, ülkeyi kızıla boğuyordu. Fırtına tanrısının saçtığı yalım, gökyüzünü yalıyordu. Bütün güneşin ışıklarını kararttılar. Büyük fırtına, ülkeyi bir çanak gibi parçaladı. Bir gün karayel esip hepsini sildi süpürdü. Sonra birdenbire poyraz esip ülkenin altını üstüne getirdi. Rüzgârlar insanların tepesinde savaş edercesine çarpıştılar. Kimse kimseyi göremiyordu. Ve gökten bakılınca insanlar tanınmıyordu. Tanrılar bile tufandan korkarak geri çekildiler. Ve göğün en yüksek katına kadar çıktılar. Tanrılar, orada bir köpek gibi kıvrılmışlardı. Göğün en son eteklerinde büzülüp yatıyorlardı. İştar çocuğuna ağlayan bir ana gibi bağırıyordu. Tanrıların ecesi, güzel sesiyle âh ediyordu: Yazık o güne. O gün çirkef olsun. Benim, tanrılar meclisinde kötülük buyurduğum o gün. Ben nasıl oldu da tanrılar toplantısında kötülük buyurdum? Nasıl oldu da insanları yok etmek için bu savaşımı buyurdum? Benim sevgili insanlarım, denizi balıklar gibi doldursunlar diye mi doğuyordu?

Anunnaki tanrıları onunla birlikte âh ediyorlardı. Onlar, yerlerinde ağlayarak oturuyorlardı. Dudakları çatlamıştı (116). Ve ağızlarından buhar çıkıyordu.

Fırtına ve tufan, altı gün, yedi geceyi geçti. Fırtına yurdu silip süpürüyordu. Artık yedinci gün gelince tufan fırtınası savaşımı durdurdu. Önceden dalgaları bir ordu gibi birbiriyle savaşan deniz, şimdi dinginleşti. Kötü rüzgâr dindi ve tufan sona erdi. Havaya baktığım zaman ortalıkta sessizlik vardı. Ve bütün insanlık çamur olmuştu. Suyun bastığı yüzey, dümdüzdü.

Bunun üzerine hava deliğini açtığım zaman, güneşin sıcağı burnumun kanatlarına vurdu. Diz çöküp oturdum ve ağladım. Gözyaşlarım burnumun kanatlarından akıyordu. Sonra ufuklara bakarak denizin kıyısını aradım. Her yana on iki kez on iki defa bakınca denizden bir ada yükseldi. Sonunda gemi Nissir (117) dağına oturdu. Nissir dağı gemiyi tutup onu sallanmaya bırakmadı. Birinci gün, ikinci gün Nissir dağı gemiyi tuttu ve onu sallanmaya bırakmadı. Üçüncü gün, dördüncü gün, Nissir dağı gemiyi tuttu ve onu sallanmaya bırakmadı. Beşinci ve altıncı gün Nissir Dağı gemiyi tuttu ve onu sallanmaya bırakmadı. Yedinci gün gelince, dışarı bir güvercin çıkarıp uçurdum. Güvercin gitti, geldi. Onca konacak bir yer belli olmayınca geri döndü. Dışarı bir kırlangıç çıkarıp uçurdum. Kırlangıç gitti, geldi. Onca konacak bir yer belli olmayınca geri döndü. Dışarı bir karga çıkarıp uçurdum. Karga gidip bir keliyi (118) gagaladı.

Bundan sonra dört rüzgâr yönüne her şeyi dışarı salıverip bir kurban kestim. Dağın tepesinde bir tütsü sungu hazırladım. Artık yedi ve nice yedi sungu küpleri yerleştirdim. Bu küplerin taslarına güzel kokulu kamış, katran sakızı, ve mersin kokusu (myrte) döktüm. Tanrılar bu güzel kokuyu aldılar. Tanrılar, kurban verenin tepesinin üstünde sinekler gibi toplandılar. Büyük tanrıça oraya gelir gelmez kendi zevki için yaptığı büyük gerdanlığı yukarı kaldırdı: “Siz oradaki tanrılar! Ben boynumda taşıdığım bu gerdanlığın taşlarını nasıl unutmuyorsam, bu günleri de sonsuza dek anımsayacağıma ve asla unutmayacağıma ant içerim. Bütün tanrılar bu güzel koku sungusuna gelsinler. Ama, Enlil bu sunguya gelmesin! Çünkü körü körüne tufan yaptı ve insanlarımı yıkıma uğrattı!”

Enlil oraya gelir gelmez, gemiyi görünce öfkelendi. İgigi tanrılarına son derecede kızdı: “Buradan bir can kurtulmuştur. Bu yıkımdan kimse kurtulmamalıydı!”Ninurta, konuşmak için ağzını açtı ve Enlil’e, yiğite dedi:

“Böyle bir şeyi Ea’dan başka kim bulup düşünebilirdi? Her beceriyi, her hileyi yalnızca Ea bilir.”

Ea, konuşmak için ağzını açtı ve Enlil’e, yiğite dedi:

“Ey tanrıların büyük üstadı, ey yiğit Enlil! Ah, nasıl olur da sen körükörüne tufan yaptın? Onun suçunu suçluya yüklet! Kelepçesini gevşet ki etini kesmesin. Yine kelepçesini çek ki daha gevşek olmasın (119). Senin yaptığın bu tufan yerine, bir aslan kalkıp insanları azaltsa daha iyiydi! Senin yaptığın bu tufan yerine, bir kurt kalkıp insanları azaltsaydı daha iyiydi! Senin yaptığın bu tufan yerine, veba tanrısı kalkıp insanlara bulaşsaydı daha iyiydi!.

Ben, büyük tanrıların gizini açığa vurmadım! Aklı pek çok olan (120) bir düş gösterdim. O, böylece tanrıların gizini öğrendi. Şimdi onun için bir karar vermek sana düşer!”

Enlil, geminin içine binip elimden tuttu ve beni karaya çıkardı. Kadınımı da çıkarıp yanında diz çöktürdü. Alınlarımızı elledi ve aramızda durarak bizi kutladı. “Utnapiştim, bundan önce bir insandı. Fakat şimdi, Utnapiştim ve kadını bizim gibi tanrılar olsunlar! Utnapiştim otursun!

Uzakta. Irmakların denize döküldüğü yerde!”

Enlil’in bu sözlerinden sonra, beni aldılar ve uzakta, ırmakların ağzına oturttular.” …

gılgamış destanı’nın tümünü buradan okuyabilirsiniz. kuranı kerim ve tevrat kaynakları e-kitap olduğundan bağlantı veremiyorum.

milattan önceki 2000’li yıllarda da şimdiki 2000’li yıllarda da değişmeyen tek şey belki de insanın kendisi: hâlâ üremeye, çok gürültü çıkarmaya ve kötülük yapmaya devam ediyoruz.

geçmiş zamanın dini metinlerine mit, destan, efsane diyoruz, kendi kutsallarımıza sarılarak. bizden nice sonraki insanlar da -eğer yaşayabilirlerse- bizimkilere destan, söylence diyecek belki de…

ama benim asıl merak ettiğim: dinozorlar, dünya üzerinden silinmelerini gerektirecek kadar kötü ne yapmış olabilirler? gerçi sürüngenlerin ve kuşların onların soyundan geldiği söylenmekte. o hâlde şunu demek geliyor aklıma: bizim kötülüklerimiz ortada, bizden sonra yaşamasına izin verilecek olan soy acaba neye benzeyecek? tanrılar, biz insanları kendilerine oyuncak olsun diye yaratmışlar, derler. biz de kendimize oyuncak olsun diye çocuk yapıyoruz. çevrem evlenen ve doğruran insan sürüleriyle dolu. sims 2 oynarken bile onun da çocuğu olsun bunun da, bununki acaba kime benzeyek, diye bütün kasabayı simlere boğdum; işin içinden çıkamıyorum, nüfus kontrolü şart. bence ipin ucu kaçmış durumda… ve hatta123 tanrılar çıldırmış olmalı…

“ulan bu kadar yazıyı bunları söylemek için mi yazdın, hıyar!?” demek isteyen okuyanlarımın yolu açık olsun. kafam karışık, çok sıcak ve yarın yola çıkacağım. haziran ayını burada noktalayıp temmuzda yeni bir çünlük sayfasında görüşmek üzere diyor, alınlarınıza şaklatıyorum, sevgili sadık okuyanlarım.

2 Yanıt to "bu insanlar çok gürültü çıkarmaya başladı yine…"

Size Passive’in oradan çıkıp geldim. Çok ilgimi çektiniz. Buradan benim yazlığa yol döşemeleri için YSE idaresine dilekçe vericem.

gerçekten de yazdığımız her yazı, her yorum biz blogculara yol su elektrik olarak geri geliyormuş. :) hoş gelmişsiniz, ben de bu yazıma yorum yapılmıyor diye üzülmeye başlamıştım.. :P

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Haziran 2007
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: