voy a bailar cada mañana

“artık normal miyiz?”

Posted on: Temmuz 4, 2007 Çarşamba

deniz kum güneş

dünya açlıkla, kıtlıkla, susuzlukla, savaşlarla, düşmanlıkla ve dargörüşlülükle kırılırken bendeniz, beş kuruşsuz ve de tasasız 10 günlük bir tatile çıktım. aslında böyle bir niyetim yoktu ama oluverdi; önüme düşüverdi; yüz çevirmek istedim, olmadı.

neticede deniz, güneş ve kum üçlemesinin ortasında kabak tadı vermeden kabaklaşma çabaları içerisinde buldum kendimi. peynir beyazı olan tenim, güzel bir ten rengine dönüştü yoğun ve dikkatli çabalarım sonucunda. üstelik türlü anlamsız ve gereksiz engeli de aşmam gerekti. malin melanoma yazımdan beri güneş, benler ve kanser konusunda hafiften sıyırmam bile güneş ışınlarını tenime yedirmeme engel olamadı. ancak güneşin altında “30 korumalı kremlerle bile kanser mi olacağım ben şimdi? bu benin hâli de ne böyle?” gibilerinden düşüncelere gark olmadan duramadım.

ancak konumuz bu değil, sayın okuyan – aslında bir konumuz var mı emin değilim; yazdıkça oluşacağını umuyorum.

bilgisayarla arama soktuğum her bir iki haftalık aradan sonra kendimi çok daha yaşar, çok daha canlı buluyorum. uykularım düzene giriyor ve çeşitli tasarılarla doluyor aklım yine. ancak çok geçmeden eski sağlıksız, düzensiz yaşamıma geri dönüyorum. iş bulmak, çalışmak “insan” olmak gerek. ama ben çocuk olmak istiyorum.

bilgisayardan uzak olduğum şu süre içerisinde bir arkadaşımın bir süre önce almış olduğu bir kitabı okuma fırsatı buldum. daha doğrusu bir süredir kitaplığımdan dik dik bana bakan kitabı, tatilde okumak için özel olarak seçtim. “manyak mısın? tatilde o kitap okunur mu?” diyen arkadaşıma aldırmadan.. nicedir aslı erdoğan1 okumak istiyordum, elime geldi kabuk adam… kitap bittiğinde anladım ki hem benim gibi birine alınacak hem de tatilde okunacak en doğru kitapmış.

bu gazla eve döner dönmez hemen zamanında almış olduğum ama bir türlü okumaya davranamadığım kitaplardan birine saldırdım. akşam bir arkadaşım beni gördüğü inanılmaz bir rüyasını anlattı. son bir haftadır yaşadığım şeylerden o kadar etkilenmiş olmalıyım ki nicedir rüya göremiyorum diye üzülmeme noktayı koyacak bir rüya gördüm. rüyanın tamamı burada.

bu yazıya dün başladım, bugün bitirebildim. anladım ki bir konusu yok. bir milyon antilop, beş yüz bin ceylan ve üç yüz bin zebranın üçte biri ölecek. genç insanlar anlamsızca yitecek. ölüm, ölenden çok kalana koyuyor. unutmak ve devam etmek zorunda kalana… yaşam, umulduğu gibi çıkmayan bir komedi filmi ile iç karartıcı, basık avrupa filmleri arasında gidip geliyor.

oysa ki ben serengeti’den hiç geçmedim.

serengeti

serengeti

 

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: