voy a bailar cada mañana

zibidi

Posted on: Temmuz 9, 2007 Pazartesi

dün gece bir rüya gördüm.. ancak şimdi hatırladığım bu olayın detaylarını unuttuğumu hüzünle fark ettim. rüya derlememde bir rüya eksik olacak. üzücü.. insanlarla bol bol iletişim kurduğum, film izleyip oyun oynadığım ve bunları tek başıma yapmadığım zamanlar daha çok rüya gördüğümü fark ettim. ancak bu fark‘ımın rüya derlememe bir yararı olacağından şüpheliyim.

sanırım gördüğüm rüya vapurlarla ilgliydi.. ve hatta beni en çok eğlendiren kısmını hatırlamaya başladım:

annem olabilecek biriyle telefonda görüşüyorum. sanırım beni bir yere gönderiyorlar. bir vapur iskelesindeyim. telefonu kapatıp arkamı dönüyorum ve yürümeye başlıyorum. “madem gitmem gerek o hâlde giderim.” diye düşünüyorum o vakit. sonra iskelede bir banka oturup turnikelerden geçen çoluğa çocuğa bakıyorum.

üzerimdeki giysi de böyle aman bir şuh bir kadınsı sormayın, vay anasını kürk desem değil, kırmızı ruj desem değil.. sonunda kalkıp salonun diğer tarafında bulunan bilet gişesine yöneliyorum. camdan bir yarım kürenin içinde bir genç, hararetle bir şeylerle uğraşıyor. gence bir şeyler söylerken bir yandan da vapura bakıyorum ben binmeden kalkmasın diye.

sanırım vapur için bilet istiyorum. yarım küre içindeki genç, masasının bütün çekmecelerini karıştırıyor ama bir türlü biletleri bulamıyor. sonunda dışarıda benim yanımda duran camdan bir tarife tezgâhını gösteriyor. ben tezgâhı incelemek için biraz geriliyorum ve bölmelerden birinde bir tomar bilet olduğunu görüyorum. tam o sırada fötr şapkalı, siyah takım elbiseli, şişmam bir adam bilet tomarını kapıp yuvarlana yuvarlana gidiyor.

yarım küreden şaşkın şaşkın bakan genç görevli de ben de olduğumuz yere çakılıyoruz. “ne yani ben şimdi bu vapura binemeyecek miyim?” diyorum hüsranla karışık bir gerginlikle.. çocuğun eli ayağına dolaşıyor.. ama yapacak bir şey yok.

zaten rüyalarımda çıktığım yolculukları asla sonlandıramam, gitmek istediğim yere asla varamam ben. bazen başkaları benim yerime yazsın, benim yerime konuşsun, benim yerime yaşasın istiyorum. onlar yaşasın, ben tadına varayım. bir oyun olayım mesela.. sims 2’deki karakterlerden biri olayım. zaten havuzda da onlar gibi yüzüyorum. sakin sakin, kurbağalama…

helpless

şu hayatta istediğim hiçbir şeye ulaşamamış gibi hissediyorum.. aslında işin kötü yanı zaten çok az şey istemiş olmam. ama uzun zamandır devam etmemi sağlayan ve gelecekte gerçekleşmesi benim kendim olarak hayatımı sürdürebilmemde elzem olan hiçbir şeyi gerçekleştiremedim. tam 13 yıldır itina ile yerimde saydığımı ve gitgide daha yorgun, daha bezgin, daha ümitsiz bir hâle geldiğimi acıyla fark ediyorum.

 

umarsız bir zibidi olup çıktım bu hayat yolunda.. yer beni de çekiyor; sırf bu yüzden tüm dünyanın yok olmasını diliyorum âcizce… ama neden kendi başarısızlığımı başkalarına ödetmek ki? değil mi? herkes nasıl yaşıyor? herkes nasıl yapıyor? yapıyorlar işte! hatta bazen sarhoş olup “şu dünya ne güzel, yaşam ne harika!” naraları bile atıyorlar değil mi, okuyan?

yok, yok.. bu işler böyle olmuyor. annem hep şöyle derdi: “kafanı önüne koy da bir düşün!” işin komik yanı benim kafam hep önümde, hep düşüncelerde… bu işler, böyle de olmuyor. başka bir şey var.. birilerinin bildiği; benim bilmediğim. birilerinin doğal olarak çözdüğü; benim hâlâ çözemediğim ve büyük ihtimalle de hiç çözemeyeceğim. hani bazı insanlar için doğuştan yetenekli derler. çoğu zaman öğreticilerimi hayrete düşürecek kadar kolay öğrenen ben, bu yaşam yolunda öğrenmem gereken şeyleri bir türlü öğrenemedim.

belki de olaya yanlış açıdan bakıyorumdur. eskiden mahalle etrafında yürüyüşlere çıkardım. yürürken düşünmek insana pek çok bakış açısı sağlıyor, sorunları kafanızda evirip çeviriyorsunuz; fiziksel olarak da iyi geliyor. artık yataktan kalkmaya üşeniyorum. şu yukarıda görmüş olduğunuz yazı, sevgili okuyanım, bir gelecek tasviri idi: voy a bailar cada mañana = her sabah dans edeceğim.

hani dangalak 80lerin amerikan filmlerinde sıklıkla görülürdü: salak kahraman, sabah zıplayarak kalkar yataktan; arkada yırtık bir şarkı, anıra anıra ve raks ederek tuvalete gider, banyo, duş vs. giyinir, meyve suyunu içer ve dışarıda neşe içinde onu bekleyen aydınlığa atar kendini. allah belanızı versin diyorum, bu aptal imgelerle doldurduğunuz için beynimi.. hakkım var mı? umurumda değil.

böyle zamanlarda aklıma kurt cobain geliyor. elimdeki yaşam hikâyesini anlatan kitabı, kurt çobanının hikâyesi şeklinde başkalaştıran, algıda pek bir seçici olan arkadaşım geliyor. ne demişti kurt amca? “it’s better to burn out then to fade away”

wendy o’williams da şöyle bitirmişti: “… For me, much of the world makes no sense, but my feelings about what I am doing ring loud and clear to an inner ear and a place where there is no self, only calm.”

ama en çarpıcısı belki de They Shoot Horses, Don’t They? sayesinde tanık olduğum veda konuşmasıdır. yanlış hatırlamıyorsam şöyle der gloria: “I’m sick of this thing.” robert: “what thing?” gloria: “life thing.” güle güle gloria. sanırım bir insanın en iyi anlaşılacağı an, intihar notunun okunduğu andır. intihar notu yazmak, karışık değil berrak bir zihin gerektirir. ne diyorum ben, okuyan? evet, ne diyorum? ne yazık ki daha buralardayım.

eskiden birileri öldüğünde insanların neden üzüldüğünü anlayamazdım. ölüm, gerçek dışı olduğundan değil sıradan bir ayrıntı olduğundan önemsiz gelirdi bana. bugün birileri, anlamsızca, gencecik bok yoluna gittiğinde ya da beyni yıkanmış bir göt tarafından sokak ortasında gebertildiğinde karamsar bir havaya giriyorum. ben de öleceğim. bir gün. umarım ölmeden önce notumu yazacak kadar vaktim olur.

1 Response to "zibidi"

bu ne salak bir yazı yaaah!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: