voy a bailar cada mañana

dada cenneti

Posted on: Temmuz 11, 2007 Çarşamba

şu sıralar en iyi yaptığım şeyi yapıyorum: kapıları kapıyorum. bazen sertçe, bazen usulca.. ancak benim bile bilmediğim, kapıları içeriden mi yoksa dışarıdan mı kapadığım. morali bozulduğunda kendi kabuğuna çekilen ve uyumayı tercih eden biri olarak büyük ihtimalle içeriden kapıyorum, günün birinde içerinin dışarıdan daha büyük olduğunu görmeyi umarak.

itina ile yaşamın gerçeklerinden uzaklaşmaya adandığım yolda karşıma türlü türlü engeller çıkıyor. insanlar, karşıma geçmiş habire “iş bul. çalış. başvur. görüş.” diyip duruyorlar. oy birliği ile herkes canını dişine takmış benim hayata asılmam için çabalıyor.

yahu iyiydik böyle. hem size n’oluyor ki? anlayabilmiş değilim. herkes en doğruyu ben bilirim, yaşamı ben çözdüm havalarında. tamam, çözdün de bana mı çözdün? bırak ben de kendi kendime çözeyim. aslına bakarsan çözecek çok bir şey de yok: körler sağırlar birbirini ağırlar.

siz yaşamı çözedurun, ben kendimi dadaya adama yolunda azimle ilerliyorum. fark ettim de başım sıkışınca, yazacak şey bulamayınca hep dadaya sığınıyorum ben. bu durum, özbeöz dadacıları ne kadar fitil eder bilemem. ancak bildiğim şey şu ki bilinmezler, bildiğini sandıklarından daha kesin ve sağlamdır. yine saçmaladım. hem de yürekten – belki de uykudandır, bilemedim.

sevgili okuyan, bugün güzel bir gün değildi. ben yalnız daha mutluyken neden sürekli başkalarının değerlendirme ölçütleriyle sarmalanıp, ona buna meze niyetine dağıtılmaya uğraşılıyorum, anlamış değilim. fiziksel gerçekliğe girmeden olayı özetlemek isterim. ne bir lastik top gibi oradan oraya atılmak ne de her seferinde geri dönmek değildir işlevim. ne kopyala yapıştır araştırmacılığı ne de canım cicim meslekdaşlığı değildir amacım. ne her “sen kaça gidiyorsun, lise misin üniversite mi?” sorusuna verdiğim cevabın yüz buruşturma ve şaşkınlıkla karşılanmasında ne de 27 yaşındaki hatunların 35’inde gibi göstermesinde değildir aldığım zevk.

tek gayem, kalan süremi kıvrılıp uyuyan kedim misali mutlu, huzurlu geçirmek iken karşıma duvar duvar dayanan soysuz yaşam gerçeklerini kınıyorum. bazen diyorum ki: ne bir türküm ne bir kadınım ne bir insanım; ne gencim ne güzelim ne akıllıyım. ben sadece bir canlıyım: geldim ve gideceğim. herkes ve her şey gibi unutmaya ve unutulmaya hakkım var. dahası, buna ihtiyacım var.

bana dayatılan ve dayatılmaya devam eden her şeyi unutmaya hakkım ve ihtiyacım var. geçtiğim yerlerde iz bırakmadan ilerlemeye hakkım ve ihtiyacım var. ben gittikten sonra benden geriye hiçbir şey kalmasın istiyorum.. varsın aziz bernadette olmayayım ya da sylvia plath.

ben evrene çıkayım, sonra bir nokta kalayım. siz bütün koltukları kapın, bütün makamları parselleyin. bütün ödülleri, bütün madalyaları kapış kapış götürün. erkeklerin en yakışıklısı, en zengini; kadınların en güzeli, en akıllısı size düşsün. bana korkak deyin, zayıf deyin, yazık deyin, yalancı deyin, taklitçi deyin. ben bu kadar önemsizken siz o kadar önemli olabilmeyi gocunmadan taşıyın.

dadaville

içimde dadalar koşturuyor; “dada cenneti” dedi bir tanesi. koştum, gugılladım hemen. hah, dedim buldum bir tane. meğerse o cennet benim aradığım cennet değilmiş: “Allah”a kulluk ve emirlerini harfiyen yerine getirmek karsiligin”dada cenneti kazanmaktir.” ben burada dada cennetini bulamadığıma mı yanayım, dahi anlamındaki de ve da’nın katline mi? ah dadalar ah. koşturuyorlar yine. “dadalar dadası” diyor biri; bir diğeri ise “dadalar da dadalanır.”

son olarak kapanış ezgim, 1916’dan mı, 1918’den mi yoksa 1921’den mi gelsin karar veremiyorum. ek olarak iki porsiyon dada, bir porsiyon buda ile gece açlıklarının önüne geçebilirsiniz, sevgili okuyan.

Etiketler: ,

2 Yanıt to "dada cenneti"

bir de “ezik” sıfatı vardır. bana demişlerdi. çok benimsemiştim.
long live dadaaa!
ve tabiki ya da illaki “herşey başka türlü olabilirdi!”
şu an bir yazıya yorum yazıyorum ama aslında teknik ve prensip olarak yorum yazmaya da karşıyım.long live tzara!

ezik, bizim buralara da çok uğramıştır :D tam şu anda gugılcandan bir el uzandı: Welcome to Dadaville – Population: Fish ah, dedim yoksa burası mı? sonra onu gördüm: The Dada Detective

daha öğreneceğim çok şey var çoook…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: