voy a bailar cada mañana

kayalıklarda gezinen kötülük

Posted on: Temmuz 15, 2007 Pazar

kayalıklarda

genelde önce başlık olabilecek bir cümle bulur sonra yazılarımı yazarım ben, sayın okuyan. böyle daha bir fiyakalı olur gibi gelir bana yazı. çocukluk işte. ancak olur da yazının konusunu başlığından önce bulursam bir türlü başlık uyduramam o yazıya.. ama başlıksız da bırakmam. çok katı kurallarım var benim, okuyan!

bu yazı da işte öyle konusu başlığından önce gelen yazılardan.. bugün sahile indim, yürüdüm; yüzüm gözüm güneş gördü. mısır yedim daha da yürüdüm. kırolar, hanzolar baktılar; ben yürüdüm. sonra midyecide güzel, sürmeli gözlü bir cengâver oturdu karşıma. “ah,” dedim “sen bir film olaydın da şöyle doya doya izleyeydim seni..” göz göze gelmek zorunda kalmadan, sosyal etkileşim zırvalığına kısılmadan.

sahilde gezinirken kayalıkların üzerinde oturan, içen insanlara baktım. içlerinden biri tanıdık geldi. yıllar önce, tam olarak 13 yıl önce başımdan geçen yarı komik bir hikâyenin kahramanına benziyordu. eğer bu olayı bizzat yaşayanlardan biriysen, sayın okuyan, benim kim olduğuma dair iki ya da üç tahminin olacaktır.

bir gün, yaşından büyük gösteren üç genç kız, ergenlerin yaygın olarak kapıldığı ölümsüzlük sanrılarına gark olmuş hâlde sahilde, kayalıkların oralarda yürüyorduk. fenere doğru bir yürüyüş yapmak istedik. ortalık sakindi, vakit öğlen. önce karşımıza ellerindeki kelebekleri marifetmiş gibi sallaya ede iki ya da üç ergenimsi çıktı. sanırım bizden yeterince tepki alamadıklarından ya da belki de bekledikleri tepkileri alamadıklarından çektir olup kendi yollarına gittiler. biz, fenere doğru o uzun, ince, beyaz yolda yürümeye başladık. sağımızda kayalıklar, kayaların dibinde deniz.

sonra kayalıkların üzerinde bir insan gördük. yanları kulak arkasına atılmış düz, siyah saçları küt kesimli hüzünlü bir bağyan. elinde bira şişesi, belki de kadere kahrederek içiyor. belki büyük bir sorunu var, belki çok mutsuz. vah zavallı. üzerinde sütlü kahve uzun kollu bir şey, altında siyah pantolon. geri dönüşte uğrayıp nesi var öğrenelim, diyoruz duyarlı gençler olarak. ablamıza yardım etmek görevimiz ne de olsa!

fenere varınca bir bok olmuyormuş; bunu öğrenip geri dönmeye karar veriyoruz. bir bakıyoruz uzaktan, genç bir adam geliyor bizim bağyanın yanına çörekleniyor. aman, diyor arkadaş, bu hatunu es geçemeyiz artık. yanına uğramak farz oldu; ya sarhoşsa ya adam kıza bir şey yaparsa!

karar verip hep bir ağızdan “bayan! bayan!” diye bağırmaya başlıyoruz. sesimizi duyurmaya çok hevesliyiz. ama bağyan bir türlü dönüp bakmıyor. sonunda içimizden biri, tüm yüreğiyle yanına kadar gidip “bayan..” diyor. bağyan dönüyor ve bakıyor. o an hepimiz anlıyoruz ki bağyanın cevap vermemesinin çok haklı bir nedeni varmış. bu bağyanda bizde olmayan şeyler varmış. pek de yakışıklıymış doğrusu! arkadaşımız yanımıza geldiğinde utançtan yerin dibine geçmiş ama durumun komikliğinin de farkında “ulan insan favori falan bırakır! karı gibi ne o öyle!” diye hayıflanırken hepbirlikte gülüyoruz.

işte bugün kayalıklarda oturan insanlara bakarken bu olayı hatırlayıp gülümsedim. iki arkadaşımın akıbetleri beni hiç mi hiç ilgilendirmiyordu. ancak bağyan ne yapıyordur şimdilerde, diye düşünmeden edemedim. sevgili bağyan, umarım güzel bir orta yaşa doğru gidiyorsundur.

2 Yanıt to "kayalıklarda gezinen kötülük"

dün vapurdayken, kayalıkları teğet geçerken yani vapur, orada sevişen birilerini gördüğümü farz ettim, “denizlerde sevişen yüzbin sevgili” dedim, yanılmış olabilirim.

ben de bugün arama motoru terimlerinde şu ifadeyle karşılaştım: zorla sevişmek hem de iki kere.. aklınızı seveyim! her kötülük, sevişmek gibi olsaydı yaşam pek bir tatlı olurdu sanırım.. anlamları nasıl da çarpıtıp, boşaltıyoruz.. bir de kalkıp blog falan tutuyoruz.. cık cık..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: