voy a bailar cada mañana

arama motorundan hikâkeyeler – 1

Posted on: Temmuz 23, 2007 Pazartesi

sevgili okuyanlarım, bu dangalak hayatta zorla içine çekildiğimiz karanlık bulutların içinde görme yetimizi tekrar kazanabilmek için hepimiz sonsuz bir çabayla çırpınıyoruz. bu alengirli girişin ardından asıl konuya gelelim: bir süredir, bazılarınızın bildiği üzere bilgi, erdem değildir ve cehalet, mutluluktur önermesinin ayaklı şubesi olarak geziniyorum amaçsızca. hayır, efendim, çok okudum, çok öğrendim değil olay! arama motoru terimleri tüm derdim! insanların siteme ne terbiyesizliklerle, ne ilgisizliklerle, ne amanbudanebelerle geldiğini gördükçe inanın bırakmak istiyorum bu çünlük semalarını.

canım çok sıkıldı. bir hikâye yazmak istedim, ne haddimeyse… belki aman bu da ne be! dersiniz, belki seversiniz, belki yarın gideceksiniz ya da belki büyük kararlar vereceksiniz.. bilemem. ama sizin için arama motorundan hikâyeler serime başlamak istiyorum, pek sevgili, sadık, muhterem, canım okuyanım. terimleri oldukları gibi aktarıyorum, buyurunuz:

bir gün bir eşek, MEDENİYET adında bir mut kaynağının varlığından haberdar olur. YALAN ÜZERİNE KURULU BİR HAYAT yaşadığını oracıkta kavrar ve medeniyet adına GİZLİ İŞLER çevirmek için JAPAN CAR‘ına atlayarak yola çıkar.

yolculuğu boyunca doğada yok olmayan çöpler nelerdir, I am not here ne demek türkçe??, HAYVANLARIN FARKLI YAŞAM ALANLARI NELER ve baba görüşmesi nasıl olur gibi birbirinden ulvi sorulara cevap arar. zira bu yolculuk onu, rüyada ölmüş amca görmek kadar, kiz kiza sevismek kadar ve hatta RÜYADA KİVİ GÖRMEK kadar büyük bir karmaşa içinde bırakır.

bir ara yolda durup sevgilinize şaka yapın marka sürprizli sakızlardan alır. sakızdan bir küçük prens dövmesi çıkması üzerine askına sitem dolu laflar yazmak niyetiyle kizlar tuvaleti gizli bölmesine doğru yol alır. tuvalette bir insana yapılan basit şakalar üzerine düşünürken yalan üzerine yazilar yazdığını fark ederek delirmiş olmalıyım!” der ve hemen medeni car‘ına koşar.

medeniyet denilen “mut” kaynağına varana kadar sürmeye karar verir. bir yandan da medeniyet dediğin, kız kıza gizli işler çevirmek, bloglar arasında zamanlar yitirmek ya da rüyada çizgi film karakterlerini görmek kadar busu ya da büşü bir şey olmasın sakın, diye düşünmeden edemez.

tam o sırada bir sahile varır. ne giymeli, diye düşünürken bakar ki sahil çırılçıplak! komık melo, der içinden ve kız görüşme ya da laf çakışması yapmak için sahile doğru inmeye başlar yayan.

yolda saç kurutma makinesi yapımı için gerekli malzemelere rastlar ama yanına almaz. sahilde yaşama hakkına tecavüz eden lise 1 tecavüz dersi öğrencilerine bakarak üzülüyorum, der. onlar da ona dönüp hitler yaşıyor, derler ve kınamak için kız resimleri gösterirler. eşek, kız resimlerini görünce kadınların komikliği gelir aklına. onlara yağmur resimleri göstermek ister ama o sırada takla atan insanlar geçer yanlarından.

dikkati dağılan eşek, yanlışlıkla doğaüstü resimler gösterir ve onlar da canavar resimleri ile karşılık verirler. çabalarının beyhude olduğunu anlayınca kadınlar popo açıyor marka, içinde mükemmel lafar geçen yalnız kadın movie salonuna gider. 2007 gecelikleri içindeki bo çizgi film karakteri, ona çöp adam çiz ve canlandırma, der ve bir koltuğu işaret eder. eşek, ‘canlandırma‘nın, isim olarak mı yüklem olarak mı geçtiğini bir türlü anlayamaz ve şaşkınlık içinde ağzından şu kelimeler dökülür: çizgi film türkçe çeviri olarak… cümlesi, keskin bir cevapla kesilir: “yok!”.

oturduğu koltukta kıvıldanmasına neden olan rahatsızlığın kendinden mi yoksa koltuktan mı geldiğini anlayamayan eşek, köşe başındaki dj amcayı fark eder. ona doğru ilerleyerek erkekler ve gülünç şeyler üzerine çok gülünç psikolojik şakalarla dolu şimdi olan çizgi flmler GÖRÜYORUM, der damdan düşercesine. dj amca, ona şöyle bir bakar ve bo’yu göstererek ben de hergün ofiste onu görüyorum, der. kısa bir bakışmadan sonra ekler: ayrıca robot dans öğreniyorum.

JAPAN CAR‘ına atlayıp gitme zamanının geldiğini anlayan eşek, işsiz blog‘daki yes yes sex başlıklı yazıyı da yanında götürmeye karar verir. JAPAN CAR‘a gelmeden yazıyı şöyle bir okur. glove boks yaparken elimden tuttu elektrik, diye yazmıştır blogcu. o sırada başını kağıttan kaldırır ve ağzından ister istemez şu kelimeler dökülür: japan ne bak! vefakâr ve cefakâr JAPAN CAR‘ın yerinde yeller esmektedir. rüyada merdiven tırmanmak ve hatta rüyada yarma görmk bile daha fazla beyin hasarına neden olamazdı, diye düşünürken çaresiz, dance of rain drops adlı çöp çizgi filmi izlemek için geri döner. bir yandan da umarım bu yüzden rüyada elti görmek zorunda kalmam, diye düşünür.

belki devam eder…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: