voy a bailar cada mañana

bu bir aşk öyküsü değil…

Posted on: Temmuz 27, 2007 Cuma

string of lies

hava çok sıcaktı.. ben giriyordum; adam çıkıyordu. dedi ki “bak, bu gittikçe koyulaşacak, ha!” yanından geçiyordum; duydum.. o uzaklaşırken ben içeri girdim. sonrasını hatırlamıyorum.. nefes alamıyordum; çok sıcaktı; çok kalabalıktı.. her şey çoktu..

 

ama tüm bunlardan çok, çok önce; daha adam yokken ve ben girmemişken.. başka şeyler vardı; iki ayrı kişiydiler.. ikisine de yalan söyledim. aslında ilkine yalan söylemek istemiyordum; onu seviyordum çünkü.. ve aslında söylediğim yalan da değildi.. sadece anlık gerçeğimin dışındaydı.. yörümgemi sapıtmıştım.. her şey sallanıyordu.. o zamanlar hava soğuktu; evleri karanlıktı. sessiz sıkıntılar ve gürültülü huzurlarla kaplıydı. biliyor muydu bilmiyorum…

ikincisini hiç sevmemiştim.. ondan kurtulmak için her şeyi yapardım. ama yine de öyle değilmiş gibi davranıyordum.. her şey yalandı, ama ona inanmak istemiştim.. sonra o soru geldi; ikisine de aynı cevabı vermiştim: “tabii ki. daha uzun yıllar görüşeceğiz.” bunun yalan olduğunu biliyordum ve ilkinden farklı olarak keyifliydim. çünkü hak etmişti. adalet duyargam sapmasız hissettirmişti bu gerçeği.. acımasızdım, evet. ve o, bunu hak etmişti. biliyor muydu? evet, bildiğini, en içeride bunu anlamsızca ve korkakça hissettiğini biliyordum.

ilkinin ikincisinden farkı ona ek olarak birlikte yaşlanacağımızı da söylemiş olmamdı. çünkü buna gerçekten inanıyordum. birlikte yaşlanacaktık.. geçmişimize gülecektik.. ama henüz yaşlanmaya hazır değildim; daha büyümem gerekiyordu. beni anladığını da biliyordum.. ikincisindense ilk andan beri kaçmak istemiştim; kendime ihanet etmek için onu kullanmıştım. geçici olduğunu biliyordum. aldıklarım ve verdiklerimin hesabını tutmam bu yüzdendi.. ve o bunu anlamıyordu.

şimdi tüm bunlardan çok, çok sonra; adam çıktıktan ve ben girdikten sonra.. her şey daha net.. artık üzülmeye, korkmaya gerek yok.. çünkü sonunda herkes hak ettiğini alacak.. az önce o lekeye baktım. gerçekten de koyulaşmıştı.. bazen gözüm takılıyor ona: ne güzel, diyorum. bazen bir kuğu, bazen vakvaklayan bir ördek oluyor.. şimdilerde ise saksağana benziyor.. pek anlamlı geliyor bu bana.. hayatım bir saksağanın ağzında..

ve tema müziği..
—————-
Now playing: Achecorporation – D Reiq
via FoxyTunes

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: