voy a bailar cada mañana

“soluduğum havada, içtiğim suda hiç arkadaşım yok be dünya!”

Posted on: Temmuz 31, 2007 Salı

Femme dans la baignoire

açılış. bu sabah yataktan dans ederek kalktım. gün ışığı neşeyle odama doluyordu. elimi yüzümü yıkadım. harika manzaralı balkonumda güzelce kahvaltımı ettim. sonra bulaşık makinesini yerleştirdim. mutfak tertemiz, derli topluydu. içeriye süzülen ışıktan huzur saçılıyordu. hayat ne güzel, diye düşünüp gülümserken neşeli bir iç çekişle eteklerimi havada dans ettirek ve boynumu bükerek döndüm. kapanış.

size de hiç gerçek gibi gelmedi değil mi, sayın okuyanım? evet, bana da gelmedi. keşke gerçek olsa; en azından ilk birkaç cümlesi.. neyse bugün yataktan nasıl kalktığımı ya da öncesinde ne rüya gördüğümü veya her günkü monoton edimlerimi anlatmayacağım.

bilgisayar tepesinde boş boş otururken telefonum çalıyor. kayıtlı bir numara olmadığı belli. kim acaba? numarayı bilmiyorum. açıyorum: “sayın abonemiz bu bir ödemeli aramadır.. zart zurt.. kabul ediyorsanız 1’e etmiyorsanız 2’ye basın.” diyor kadın sesi.

alışkın olduğum bir durum. kim olabileceğine dair oldukça gerçekçi ve haklı bir tahminim var ama yine haklı bir nedenle o kişi olmasına pek ihtimal vermiyorum. böyle düşünürken aklım 2’ye bas diyor, parmaklarım 1’e.. sakince duyacağım sese odaklanıyorum. ses mes yok. ekrana bakıyorum; sadece 1 sayısı görülmekte. ulan o kadar uzun mu düşündüm ki tuş kilidine girdi ve kabul edemedi aramayı vs. diye düşünürken. bari kimmiş onu öğrenelim, diyorum. bilinmeyencell‘den cevap geliyor anında.

sayın ö.kibar, siz nasıl bir insansınız ki bilmediğiniz, nereden aldığınız bile belli olmayan ve daha da önemlisi sizi tanımayan birini ödemeli arama cüretini gösteriyorsunuz.. hayır, n’oldu? ben kabul ettim ama kozmos etmedi. ve kozmik birey olarak buna uymak zorundayım. neyse, sabah sabah hiç de kibar bir davranış değil bu, bilesiniz.

sonra tam bu yazıyı yazarken bir pencere açılıyor. konferans neyimize bizim? abuk sabuk bir sürü yazının ve ismin arasında bir tanesi gözüme takılıyor. bana ayrılan yaşam alanını protesto ediyorum! vay anasını, diyorum. araştırıyorum, neymiş ne değilmiş. görüyorum ki hiç de ilgilenmediğim, dinlemediğim, sevmediğim bir grubun eski bilmem necisinin bilmen ne albümüne yazdığı teşekkür yazısıymış bu.

bunu da rafa kaldırıp sıcaktan yapış yapış olmuş beynimi banyoya sokuyorum. bu kadar.

not: elina brotherus‘a küvetim ve ben adlı çalışmasıyla yazıya kattığı anlam için teşekkürü borç bilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: