voy a bailar cada mañana

Archive for Ağustos 2007

tristan tzara zamanında tanrı ve diş fırçam, demiş.. demiş ama ben ne yazık ki kendisine tam da burada karşı çıkmak zorundayım. zaman değişti ve artık – hayır, hayır, sayın okuyan, “artık tanrı öldü.” demeyeceğim.. çünkü asıl ölen diş fırçası. Yazının devamını oku »

inland empire. geçenlerde izledim. hatırlıyorum da çocukken tüm itirazlara, yasaklamalara karşın bir yolunu bulur twin peaks izlerdim. zavallı laura palmer‘ın başına gelenlere hepimiz çok üzülmüştük; yazıktı, gencecikti.. ah, ama o special agent dale cooper yok muydu? bırakınız laura ölsündü, efendim.. bize ajan cooper hayli hayli yeterdi. hele o muzip audrey‘nin cazibesi ve donna‘nın las vegas‘ta başına geleceklerden habersiz masumiyeti..

aman ne diyorum ben? Yazının devamını oku »

earthlings.jpg

içim karardı yine. tam da ne kadar oh oh canım cicimlik, bir bardak çay daha almaz mısınızlık bir havadaydım. şimdi yine melül melül bakma durumlarındayım pek sevgili lcd ekranım karşısında.. vay anasını.. ne boş, ne abuk yazılar yazma, yazdıkça açılma, sadece ve sadece kendi kendime eğleşme, ama bir yandan da geçerken bir göz atarsanız, bir de üstüne kendinize pay çıkarırsanız zararı yok havalarındaydım.. ama olmadı. Yazının devamını oku »

adı charlie idi.. hantaldı ya da gaddar.. büyük, sarı bir kafası, kocaman omuzları vardı. o filmi izlediğim için mi o rüyayı gördüm yoksa filmi izlemeden önce rüyayı görmüş müydüm? onu neden unuttum? sonsuz düzlük… ben sende hiç yürümedim, avlanmadım, uyumadım.. beni diri diri yemediler ya da derimi yüzmediler… şanslı mıyım? şımarık mıyım? Yazının devamını oku »

sayın okuyan, eğer hâlâ oradaysanız çok geçmeden şu gerçeği öğrenin: uygarlık, musluk suyu tezahüründe midenize akarken bulunduğunuz yere dikkat ediniz! öyle ki istanbul ve kahire ne kadar benzeşse, uygarlık ve musluk suyu da o kadar benzeştir.

filmlerden bir şey öğrenilmez, demeyin. filmlerin nelere kadir olduğunu biliyor olmalısınız; sokakta adam da taşlatırlar o adamı omuzlara da aldırırlar… bilgi ayağımıza geldiğinde çoğumuz doğruluğunu sınama gereği duymayız. “biliyor musun şöylemiş, böyleymiş…” diye yayılır söz. bir süre sonra herkesin ağzında aynı şey dolanmaya başlar. herkes, her şeyi biliyordur!

söyleyeceklerim ne yazık ki bu kadar, sayın okuyan.. hâlâ orada mısın? küçük dişi ayıcık ve 11.000 bakiresi hepinizi korusun.

ha unutmadan, hazır buradayken şunlara da bir bakın:

Bottled Water Isn’t Healthier Than Tap, Report Reveals
Bottled Water: Better Than the Tap?
Is Bottled Water Better Than Tap?
Musluk suyu içilir mi?
Musluk suyu damacanadan temiz mi ?
Şişe suları ne kadar sağlıklı?

bridget_jones_42.jpg

wordpress yasağı kalkmış diye okudum ya da kimine kalkmış kimine kalkmamış.. gerçi benim için değişen bir şey yok ama vatandaş rüyada eltisini görüp benim çünlüğe ulaşamazsa pek üzülürüm..

komşunun kızı çalışıyormuş; bebeği de olmuş. evli, çocuklu ve kariyerli. akıllıymış. ben değilmişim. yükselen değerlere uyum gösterememişim.. hâlbuki uyum, zekâ göstergesi değil miydi? bundan da çaktık. ben, transeksüel simlerime benim bile giyemeyeceğim alım ve çalımda giysiler indirmekle meşgulken dünya dönüyor; yasaklar geliyor, gidiyor filan..

aslında buraya bridget jones ile ilgili bir şeyler yazacaktım, sonra yine kendimden bahsetmeye başladım.. sıkıldım. dönüp dolaşıp kendini deşmemeli insan. dışarı çıkalım, insanlarla görüşelim, eğlenelim, öğrenelim vs. neyse tavşan kız, hislerime tercüman olan o bakışı benim yerime atıversin.

onun dışında şöyle demek istiyorum: hede hödö vıdı bıdı hıdı hödö hede bödö zart zurt cart curt…

geleceğime not: pırıl pırıl parlayacaksın…

geceyle gelen ek: işler ciddiye biniyor sanki, gülüp geçmek, iki gün sonra geçer, demek.. birilerinin ellerinin, kollarının nerelere uzandığını düşünmek.. adalet mi? eksik olsun, demek..

kore usulü hazır soslu erişte. bunun reklamını hiç utanmadan, sıkılmadan, üstüne para almadan yaparım. geçmişinde noodle ile hazin deneyimler yaşayanlara önerimdir. acılı sevmeyene mantarlı ya da tavuklu var. tabii gerçek mantar ve tavuk olmasını beklemeyin. sizin için, mutfak bitkisiyle haşir neşir olurken bir fotoğrafını çektim.

  1. bardağın üst kapağını yarım açınız.
  2. içindeki baharat poşetini eriştenin üzerine boşaltınız.
  3. bardağı içindeki çizgiye kadar kaynar su ile doldurunuz.
  4. kapağını kapatıp 3 dakika bekletiniz.
  5. 3 dakika sonra kapağını açınız ve iyice karıştırdıktan sonra sıcakken afiyetle yiyiniz.
  6. erişteyi çorbasıyla beraber, suyuna ekmek katarak yerseniz lezzeti daha da artacaktır.
  7. ürünümüz türk insanın hassasiyetlerine ve damak tadına dikkat edilerek türkiye için özel olarak üretilmiştir. Yazının devamını oku »

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ağustos 2007
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

gezinenler var

  • 50,525 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar