voy a bailar cada mañana

“besin değeri çok, kolesterolü yok!”

Posted on: Ağustos 12, 2007 Pazar

kore usulü hazır soslu erişte. bunun reklamını hiç utanmadan, sıkılmadan, üstüne para almadan yaparım. geçmişinde noodle ile hazin deneyimler yaşayanlara önerimdir. acılı sevmeyene mantarlı ya da tavuklu var. tabii gerçek mantar ve tavuk olmasını beklemeyin. sizin için, mutfak bitkisiyle haşir neşir olurken bir fotoğrafını çektim.

  1. bardağın üst kapağını yarım açınız.
  2. içindeki baharat poşetini eriştenin üzerine boşaltınız.
  3. bardağı içindeki çizgiye kadar kaynar su ile doldurunuz.
  4. kapağını kapatıp 3 dakika bekletiniz.
  5. 3 dakika sonra kapağını açınız ve iyice karıştırdıktan sonra sıcakken afiyetle yiyiniz.
  6. erişteyi çorbasıyla beraber, suyuna ekmek katarak yerseniz lezzeti daha da artacaktır.
  7. ürünümüz türk insanın hassasiyetlerine ve damak tadına dikkat edilerek türkiye için özel olarak üretilmiştir.

açlıktan ölüyorum; evde yiyecek hiçbir şey kalmamış. bir an önce çıkıp bir şeyler almalıyım. evin biraz yukarısında, kore usulü hazır soslu erişte satan küçük bir şarküteri var. hiç tereddütsüz gidiyorum. arsızlığımdan iki tane alıp “bunların çubukları da olacaktı.” diyorum çırağa. bu arada kasadaki adam da olaya dalıyor “oralarda olacak, iyice bak!” diye sesleniyor gence.. daha önce de buradan çubuksuz ayrıldığımdan çubuklarımdan ümidi kesmek üzere kasadaki beyle sohbete dalıyorum. hiç yaptığım şey değildir hâlbuki..

türk halkı alışamadı çubuklara..evet, tabii insan alıştığı şeyi arıyor.denedim ben de bir kere ama olmadı.aslında çok kolay. paranın üstünü de cebime koyuyorum ki çubuklar hâlâ gelmiş değil. artık umudu kesiyorum. tam çıkarken belki de pratik yapmak gerek, diyen adama tabii, öyle. iyi akşamlar, diyerek atıyorum kendimi dışarı. tam o anda arkamda bir ses: abla! abla! dönüyorum, kağıt paketleri içinde iki çift çubuk.. ah buldun mu? sağ ol. güzel bir an. insani. temiz. bir müşteriyi memnun etmenin sevinci ve gururu. çubuklarına kavuşan kızın komik sevinci..

bunun yanında piliç inegöl köfte yiyecek ve fındık aromalı kahve içecek kadar saçma sapan bir insanım. yeme faslına geçince üçü de birbirine üstün gelmeye çalışan tatları karıştırmanın mantıksızlığını anlıyorum. hepsini ayrı ayrı çiğnemeye, tatmaya karar veriyorum. tüm bunlar olurken tony takitani adlı harika filmin yeniden izleyebildiğim tek yeri sonu oluyor. sonunu sevdiğim nadir filmlerden.. hüzünlü. müziği de güzel.

filmin uyarlandığı kısa öykünün japoncadan ingilizceye çevrilmiş hâlini buradan okuyabilirsiniz. – neden isteyesiniz ki?

hazır kore usulü hazır soslu erişteden söz etmişken korece hakkında bildiğim ilginçlikleri saçmak isterim ortaya. tam 20 tane sesli harfleri var bu adamların. ‘ı’ sesini temsil eden ‘__’ şeklinde bir harflerinin olması da ayrıca ilgi çekici. hatırlayabildiğim kadarıyla ‘f’ ve ‘v’ gibi sesleri belirten sessiz harfleri olmadığından coffee ve television gibi dışarıdan geçme bazı kelimeleri k[ao]pi ve telebicın şeklinde okuyorlar ki söylemesi pek şirin.

genel olarak 10 sessiz harfleri var bu harflerin bazıları çiftlenerek farklı sesleri niteliyorlar. bazıları da yerlerine göre farklı okunabiliyorlar. korece bilenlere hakaret niteliğinde olmadığına inandığım ve gelişi güzel saçılmış bu bilgi kırıntılarının okuyana ne yararı olacağını bilmiyorum. ama koreceye giriş yapmak isteyenler için güzel bir adres biliyorum: online korean yedinci üniteye kadar gelip aylardır yüzüne bile bakmadığımdan öğrendiklerimin yarısından çoğunu unuttum bile. teşvik, önemli. ödül, yok; bravo, yok. peh.

5 Yanıt to "“besin değeri çok, kolesterolü yok!”"

kung-fu ramen de iyi bi marka denebilir.

aslında en iyisi gidip restoranında yemek.. arsızlık edip tabak tabak, çeşit çeşit yemek söylemek. sonra da ayyy, çok geldiii, demek.. gerçi ekmeksiz yemek doyurmuyor; iki saat sonra yine açım, yine açım! şekerimi mi ölçtürsem ne?

Korece dersi

*Saat: Haftada iki gün/ günde 2 saat ders. İki gruplarımız var.
• Her Pazartesi/ Perşembe günleri saat 1-3.
• Her Salı/ Cuma günleri saat 4-6 .
*Program: 24 Eylul 2007 – 19 Haziran 2008
• Temel: 24 Eylül – 20 Aralık 24 defa
• Orta 1: 24 Aralık – 24 Mart 24 defa
• Orta 2: 27 Mart – 19 Haziran 24 defa
*Yer: Kore Kültür Merkezinde Şakirpaşa işhanı 89/91 D2 Elmadağ Şişli İstanbul (Divan otel, Harbiye karşısında) 0212-327-2279/ 0539-973-4430 ysoo_ young@yahoo. co.kr

besinler genellikle ben en çok sebze
ve meyve besinlerden en çok karpuz,çilek,kiraz ve en çok AYVA yı seveerim size de tavsiye ederim SEBZE lerden ise kıvırçık,bırokoli yi severim ben den bu kadar

o değil de.. artık şu kore kültür merkezine gidip bir korece dersi almalıyım, diye düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ağustos 2007
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: