voy a bailar cada mañana

size bunlarla geldim diye özür dileyecek değilim..

Posted on: Ağustos 25, 2007 Cumartesi

earthlings.jpg

içim karardı yine. tam da ne kadar oh oh canım cicimlik, bir bardak çay daha almaz mısınızlık bir havadaydım. şimdi yine melül melül bakma durumlarındayım pek sevgili lcd ekranım karşısında.. vay anasını.. ne boş, ne abuk yazılar yazma, yazdıkça açılma, sadece ve sadece kendi kendime eğleşme, ama bir yandan da geçerken bir göz atarsanız, bir de üstüne kendinize pay çıkarırsanız zararı yok havalarındaydım.. ama olmadı.

işte bu yazı, o ilk boş insan, ilkel ama mutlu insan durumuna dönme çabasıdır. pek film izleyesim var. ama önce son derece boş nedenlerle bazı durumlara saydırmak istiyorum. bu durumlar, hiçbir derinliği olmayan, yaşamla ya da insanlıkla doğrudan bağlantılı olmayan, sadece benim gibi denetim manyaklarını rahatsız eden boş işlerden başka bir şey değil. bunlarla kendimi avutuyorum. çünkü o derinliklerden çıkmak için o kadar çabaladım ki artık geri dönersem bu kendi adıma gerçek bir kerizlik olur. ben hiçbir şey bilmemeye devam edeyim. ha öyle mi? haberim yoktu, diyeyim hep. korkak olayım, hep kaçayım. zaten bu çünlüğün anlamı da bu..

aylardır böyle, dolu dolu küfredesim var.. gerçek, katıksız, saf küfür. ama ne yazık ki güzel bir konuşmacı değilim, güzel bir yazıcı hiç değilim. o yüzden kendi yolunda ilerlemek en iyisi.. ben içimden küfretmeye ya da odamda kendi kendime küfretmeye devam edeyim. buraya da farklı saydırma biçimleriyle geleyim mesela.. mesela..

ortaya karışık bir uyuz olduğum durumlar listesi tutayım hemen.

  1. çeviri hatalarına uyuzum:
  2. a. insanlar, ingilizce ‘sex’ kelimesinin yeri geldiğinde cinsel ilişki, yeri geldiğinde cinsiyet anlamında kullanıldığını; ‘sexless’ deyince sekssiz kalan değil, cinsiyetsiz demek istendiğini öğrensinler artık. sokaktaki adamı bıraktım hadi; çeviri yapan hıyar! bari sen anla!

    b. phrasal verb neymiş, cümle içinde her biri kaç farklı anlamda kullanılabilirmiş, bunlar için özel sözlükler mi varmış bir araştırın artık. “you checkin’ me out?” deyince kendini bir anda otel zannedip “benden ayrılıyor musun?” diye çeviren; “get away with murder” duyunca “cinayetten uzaklaşırsınız” diye kıçından atan aval çevirgeç! senin gibi adamlar yüzünden her şeyi ingilizce altyazıyla izliyorum, bok var! “ya çeviririz iki dakkada ya, nedir ki?” evet, canım, evet, aynen böyle devam.

    c. nedir olay? “ben süper düper ingilizce konuşurum, anasını satiim” mi? hiç değil. ingilizce konusunda kendime hiç güvenmem. zaten kıllığım da bundan: kendini bir bok sanıp boyundan büyük işlere atılan, üç beş kuruş çıkarmaya çalışan kendini bilmezlerle; çeviriyi, çevirmeni adamdan saymayan, üç kuruşa halledemez miyiz ayaklarına düşen paragözler! topunuza uyuzum!

  3. kadınlara yönelik reklamlara uyuzum:
  4. kafasını saçıyla başıyla bozmuş ya da kıçındaki pedinden çıkaramayan aval karı tipleri, vücut kıllarını da yanlarına alarak şaha kalkmış hâlde geliyorlar.. ağda bandıymış, ipeksi dokunuşmuş, yoksa ben daha denememiş miyim? kukumdaki kılları da neyle alacağımı söyleseniz de her ay aynı travmayı yaşamasam diyorum. en önemli bölgemin reklamlarda bu kadar göz ardı edilmesini çok aşağılayıcı buluyorum. kukumdaki kılın pedim kadar değeri yok.

    ama değişim önce saçlarda başlar, kızlaaar. kısalardan da kurtuldunuz mu beyaz donunuz ve beyaz caprinizle her kucağa, her kafaya, her surata oturabilirsiniz. “bak jane, kan yok, koku yok!”

  5. elo melo’ya uyuzum:

    nedir abi bu elo melo? hadi benim için anlamı kesin.. ama bütün internet elo melo‘dan geçilmiyor. her yerde bir elo melo. lehce midir, simce midir, nedir? bilen biri çıksın da desin elo melo bu demektir. almışız koymuşuz başlık diye, bir de sanıyoruz ki bize özel bişii.. vay anasını. elo melo siksin hepinizi, diyecem olmayacak. uyuz olmuş durumdayım. hadi ben niye elo melo koydum biliyorum da benden nice önce gelen hintlisinden polonyalısına bu insanlar ne amaçla elo melo demişler? çıldıracağım; son zamanların en büyük sorunu bu benim için.

bu kadar. şimdi film izlemeye gidiyorum. onun dışında, hayat güzel; insanlar harika, kuşlar gibi şakımak istiyorum. şu dünyada hayvan olmak ne güzel şey, değil mi, okuyan? earthlings, diyorum. kedim gerçekten çok şanslı, diyorum.

2 Yanıt to "size bunlarla geldim diye özür dileyecek değilim.."

Resmi bi ork türevi bi yaratığın kafası sandım, ilginçtir.yüzgeçler boynuzlarıymış, o kanca takılmış gibi olan yerde gözü, burnu da çenesinin ucu. Kafam biraz karışık galba:)

kafayı hafif yan çevirince cehennemden gelen bir yaratığın yere yatırılmış kafasını andırıyormuş gerçekten.. yanında da gazozunu yudumlayan bir ‘yaya’, mal mal bu ne lan? demekte sanki..

kafanız karışık değil, efendim, bence.. ;)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ağustos 2007
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: