voy a bailar cada mañana

seni ne gökte aradım ne yerde

Posted on: Eylül 13, 2007 Perşembe

rainbow.jpg

bir ayağım, denizin içinde; diğeriyse fındık bahçelerinde.. dalgaların sesi, denizin kokusu; ağaçların yeşili, süt fındığın tadı… birbirlerinden ne kadar uzaklar oysaki.. akşam üzeri göklerde çığlık çığlığa yakalamaç oynayan kırlangıçlar.. uzaklardan gelmiş, kaybolmuş bir kulağakaçan.. korkuyla ezilmiş..

deniz.. deniz.. hayatımın tek amacı denize ulaşmak.. yüzmesem de olur.. ayaklarımı soksam, kokusunu içime çeksem, sesini dinleyerek uyuklasam yeter.. başka ne içindir ki deniz? yaşamın başlangıcında hep su ve karanlık vardı.. denizin kendisi de fazlasıyla sulu ve karanlık. hep o başlangıca dönmeye çalışıyorum.. gözlerimi kapayıp her şeyin tekrar ve tekrar yaratılışını dinlemek için.. her şeyin saf ve pürüzsüz olduğu o an. ve ikiz gökkuşağı..

amy, yine şavaş makyajını yapmış.. bense hayalet fısıltısı makyajım; özene bözene kat kat kestiğim, kıçıma kadar uzatma hevesinde olduğum saçaklarım ve bakıp bakıp çocuklar gibi içten içe kıkırdadığım fransız tırnaklarımla oturmuş bekliyorum. olası bir iş görüşmesinde sorulan gereksiz ve içtenliksiz sorulara yüzümü buruşturmadan, oflamadan, zırvalamadan cevap verme ihtimalimi düşünerek frenchlerimi masa yüzeyinde tıkırdatıyorum. aklımda ise yine tek bir cümle var: “her darbede kemik, daha çok kalsiyum depolar.”

parmak egzersizi yapan küçük şaolin öğrencisi, bunu bilmiyor belki ama hissediyor ve yaşıyor. halbuki doğu öğretisinden nasibini almamış olan jack bauer için içgüdü hiçbir zaman ölmez. o ki kaçırılır, hapsedilir, işkenceye uğrar; sayısız öldürme girişimine maruz bırakılır; kendini o tehlikeden bu tehlikeye atar ama asla “ah anaam, beliiim belim belim beliiiim.. oy oy oy, nasıl ağriiyy, ulan siktiniz belimi, nasıl kaçacam ben şimdi, uyy!?” demez!

vatan sevgisi, böyle bir şey olsa gerek.. neyse geçenlerde bir rüya gördüm, ne yalan söyleyeyim, bizim jack’ten aşağı kalır yanım yok. ee, bunca yıl atlamalı zıplamalı, kaçmalı kovalamacalı rüyalar görmüş insanım. kim dost kim düşman bilrim; asla yakalanmam. gerçi yakalandığım bir rüyam vardı. prense götürülmüştüm apar topar; ama prensi göremeden uyanmadım mı? vah vaaah! bak sen şu rüyanın işine!

internet üzerinden işe başvuracaksam buna sabah saat 9 civarı kalkışmalıyım, diye düşünen bir acayip insanım. yalnız o saatte uyanık oluyor musun ki? diye bir sorar mısınız, rica etsem, sevgili okuyan? sorun sorun, çekinmeyin. olmuyorum tabii ki.. zaten bütün sorun burada. ne zaman bir işe kalkışacak olsam ne hikmetse bir şeyler bana engel olmak için çabalar durur. neydi bu durumun psikolojik adı? böyle hayali engellerle eğleşiyorum işte ben de..

en iyisi saat 9’a kurmak çalar saati.. uyan, başvur, uyumaya devam et. güzel bir plan. bence işe yarar bu. hatta msn üzerinden de iş görüşmesi yaparsak konferans biçiminde tadından yenmez bir durum olur. aaah ah… açın oyunu, geliyorum ben.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Eylül 2007
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: