voy a bailar cada mañana

hatırladın mı sevgilim, hani bir dizi vardı eskiden?

Posted on: Eylül 21, 2007 Cuma

dexter’in ayakkabısının altına yapışan sakız olmak istiyorum. ya da gömleğindeki leke.. insan arada bir özüne dönmeli. boşlukta bir bebek. özdeki boşluk; boşluktaki öz.. vs. vs.

hangi dizi beni bana anlatabilir ki? hangi kitap? hangi film? kendi yanısımamı gördüğümde onu sever miyim? yansımamı değiştirebilir miyim? uzakta olmak gerçekten uzakta olmak mıdır? değiştirdiğimiz şehirlerde biz de değişir miyiz? değişmeyi beklemeli miyiz? tilkinin dönüp dolaşacağı yer.. kürke hayır.

bu tilki, artık ölmek istemiyor. ne yapmalı? yoldayım, yürüyorum. kulağımda kulaklık.. magda‘nın stop albümünün son şarkısını dinliyorum. demek ki, diyorum, aşağı inip çıkmak tam olarak magda‘nın stop albümü kadar sürüyor. o anda şimşekler çakıyor: o kitabı okuduğum için mi bunları düşünüyorum? yoksa bu çok insani bir şey mi? saat kullanmıyorum. zamanı, günleri, ayları sorgulamıyorum. yıllardır böyle bu. ama zamanı kim durdurabilmiş? sadece yavaşladığına ve hızlandığına tanık oluyoruz. nadiren duruyor. ama durduğu zaman, iki şansınız var: ya ileri gideceksiniz ya da geri.

peki ben neden yerimde duruyorum? bir dizinin yeni sezonunun başlamasını beklemek çok sıkıcı. merhaba, boşluk! yine mi sen? senin yerini neyle doldurabilirim acaba? bu sefer ne olsun? cappuccino ve kakaolu kek uyar mı? ding dong “sevimli kedileri mıncıklama derneğinden geliyorum. mıncık açığımız var, yardımcı olmak ister misiniz?” hay hay, efendim, ne demek? bugüne dek hangi kediden esirgemişim mıncığımı?

eğer hayattan keyif almak bir yanılsamaysa bu yanılsamayı ortadan kaldıran şey ne? yansımamla yanılsamamı çarpıştırsam geriye ne kalır? izlemek ya da eyleme geçmek. okulda bize hep şöyle derlerdi: “derdin ne?” ne anlatıyorsun? bir derdin olmalı, davan olmalı? neden davacısın? sorun da bu ya benim hiçbir derdim yok. bu nasıl iş? bir derdim mutlaka olmalı; herkesin vardır. benimki nerede?

bize bir de şöyle derlerdi: “içinde aşk olsun, seks olsun, cinayet olsun.” kendi hayatlarımıza bu üçgeni sokamadığımız için olsa gerek kitap, dizi ve filmlerin konusu hep aynıdır: aşk, seks, cinayet. biz en çok cinayetin meşrulaştırılmasını severiz. “ama o sadece kötü adamları öldürüyor!” yani, iyi bir şey yapıyor olmalı. hım hım. aşkı yeniden doğuşla, seksi ölümle ebelersek, cinayete de tanrılaşmak kalır; çünkü en tepede o var. seri katilin yanılgısı: ben tanrıyım. kısa bir süreliğine, ama olsun. küçük süreleri hayatın geneline yaymak mutluluğun anahtarıdır, derler. bizim katil, bunu nasıl yapacak? yapamayacak. yanılsaması da tam burada yansımasına tosluyor. ikisi çarpışınca, geriye ne kalır? gerçek? çıplak gerçek?

kalan malzemeden birkaç top kek yapamayacaksak bence bu tartışmayı sürdürmenin anlamı yok. dün, dizideki adam, psikiyatra gidiyordu. nasıl imrendim. kıskandığım şeye bak. aslında on yıl önce gitmiştim bir tanesine. “neden etek giymiyorsun? bence etek sana çok yakışır. seni etekle görmek isterim.” bir kız etek giymiyorsa kesinlikle bir sorunu vardır, a dostlar. bakın nasıl da insan ruhunun derinliklerine iniverdik hep birlikte. o koltuğa bir daha oturmadım.

adının çevirsi sevgili yuva gibi birşey olan ruh hastası kadın dişçimle, hı-hı çiz-karala-not-al kalıplı kadın psikiyatrime buradan okkalı bir VAV gönderiyorum. hayatımda derin izler bıraktınız! kutluyorum sizi. oh be, rahatladım. artık etek giyebilirim. hem de ne etekler giyerim. ünlü bir filozofun dediği gibi: “you have a better life if you wear impressive clothes.”

2 Yanıt to "hatırladın mı sevgilim, hani bir dizi vardı eskiden?"

hatırlanan sevgililerin seri katili olsun artık bu tilki…ve tabiykii kürklere bürünen ebleh kadınlara da kedi mıncıklamalara da hayır!

kabul ediyorum, doktor hanım, kedileri en çok da kendi kedimi mıncıklamak gibi bir hastalığım var. yani engel olamıyorum kendime.. böyle çenem kasılıyor, dişlerim gıcırdıyor, yatırıyorum cimcimeyi yere, sen misin bu kadar sevimli olan, diyorum, mıncık da mıncık..

evet, itiraf ediyorum: seri kedi mıncıklayıcıyım ben.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Eylül 2007
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: