voy a bailar cada mañana

choose an identity

Posted on: Ekim 7, 2007 Pazar

ide.jpg

bir blogger blogunda yorum yapasım geliyor. yorum yapma sayfasındaki kutucuğa zırvalıyorum bir şeyler. sonra aşağı iniyorum, word verification hedesini de atlattıktan sonra işin büyük kısmını bitirdiğimi zannediyorum. ama her şey, daha yeni başlıyor. o vakit choose an identity yazısını görüyorum.

choose an identity choose an identity choose an identity choose an identity choose an identity choose an identity choose an identity choose an identity

“ah, be blogger” diyorum, “nereden bildin? kimliğim yok ki benim! seçelim. ama ne olsun?” bunu bilirmiş gibi bir arkadaşım “senin bir kimliğe ihtiyacın var.” diyor uzun zaman önce. o gün bugün kimlik arayıp duruyorum. ama nafile. benim kimlik yok hâlâ ortalarda. dönüp dolaşıp yine choose an identity olayına geri dönüyorum. böööyle bakıyorum kutucuklara. google hesabımı girmeye elim varmıyor. other diyorum. evet, başka bir kimlik olsun mümkünse. bu kimlik ölsün. yakalım, gömelim onu. yenisi gelsin; sarı zarf içinde.

işin uçsuz bucaksız yanı, bu kimlikler değişse de taşıyan değişmediği için aynı senaryo üst üstte yaşanmaya devam ediyor. hadi, bunu geçtik. günlerden ne bilmem. hafta sonu mu hafta içi mi hatırlamam. sikindirik iş yerinden çıkmış eve gidiyorum. mecidiyeköy durağında sıraya girmişim. çiçekçi çocuk, elinde süslü püslü, koca bir çiçek demetiyle çıkageliyor. tarifelere bakıyor. burada, diyor, pazartesi, salı günler belli değil, bu otobüsün saatini nasıl anlayacağım ben? yaşlı bir teyze dalıyor hemen: “yavrum, işte burada yazıyor ya; iş günleri, cumartesi, pazar..” tamam da, diyor genç, burada hangi gün belli değil, yani pazartesi, salı..

o an, yaşlı teyze de dahil duraktaki herkes durumu kavrıyor. bir bizim çiçekçi genç kavrayamıyor. bakıyor da bakıyor tarifelere. bu eğitimle yalnızca bakarsın sen. ama bu senin suçun değil. kim bilir senin kaç kardeşin vardır.. ama bu ananın babanın da suçu değil. kim bilir onlardan neler gizlendi.. bunu da geçelim.

merdivenlerden çıkıyorum. küçük bir klinik burası. idrar mı kan mı derken, idrarda karar kılıyorum. aslında kan çekiyor canım. kesin olsun, diyorum. “ama uzun sürer. kan tahlili yapacak arkadaş da bugün yok. idrar yapalım, güvenlidir.” diyor. itici bir tip değil. elime bir kap tutuşturuyor. “tuvalet şurada. şöyle böyle vs.” talimatlarımı alıp idrarlı kapla çıkıyorum tuvaletten. operasyonun ilk aşaması başarılı. “biraz sürer, otur bekle sen.” oturup bekliyorum.

biraz sonra merdivenlerden yüksele yüksele bir kafile çıkıyor gürültüsüyle birlikte. küçüklü büyüklü bir kadın kümesi; ellerinde bir pasta. mutlu haberi burada öğrenmişmişler. sevinçlerini paylaşmak istemişmişler. pasta getirmişmişler, paylaşmaya. plastik tabaklarda, plastik çatallarla yeniyor pasta. mutlu kıçlarını sallaya sallaya gidiyorlar. dünya artık sadece onlar için dönüyor!

benim sonuçlar, neredeyse hazır. “bebeği istiyor musun?” diye soruyor birden. hangi aklı başında insan 20’li yaşlarının başında bebek ister ki? hayır tabii ki, diye cevaplıyorum yarı şaşkın. “neyse zaten negatif.” diyor yarı hayal kırıklığıyla. pastanın tadı damağında kalmış olmalı. “yalnız çıktısını veremeyeceğim. çıktımda sorun var. zaten sonucu biliyorsun.”

kimliksiz biri bir bebeğe ne verebilir ki? hani trainspotting izledim de choose hede hede, choose bödö bödö ayağına choose gördüğün her yere atlıyorum, desem o da değil. bu blogger yaramı deşip deşip duruyor. bööyle yayıla yayıla seçeyim canııım, diyesim geliyor. ben insanların ismimi bilmesinden kıllanayım, kendime başka isimler seçedurayım. hayat da bana bir kimlik bahşeder umarım ileriki yıllarda, ya allah bismillah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ekim 2007
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: