voy a bailar cada mañana

beni çöle vermezseniz çölü bana verin..

Posted on: Ocak 23, 2008 Çarşamba

şöyle bakıyorum da hangi aylarda kaç yazı yazmışım diye, en çok yazdığım ve dolayısıyla en çok saçmaladığım zamanlar, en yalnız hissettiğim, en kıpır kıpır olup da evde tıkılıp kaldığım zamanlarmış meğer.. aslında ben bunu yazarken de biliyordum da sanki daha yeni anlamış gibi yapınca daha bir hoh oluyor. hoh nedir, diye sorma ne olur..

bakıyoruz ki temmuz ve ağustos aylarında sıkıntıdan âdeta çıldırmışım.. sıyırmışım.. neler neler.. zaten yaz ayları hep sıkıcı geçer benim için.. çöle gidip bronzlaşma sorununa kökten çözüm sağlamak istiyorum.. kara çarşafın altında bile olsa çölde geçirilen bir iki yılda insanın teni geri dönülmez biçimde kararıyormuş.. valla ben demiyorum, bu kitapda anlatılan her şey gerçektir ibareli bir kitapta okudum bunu ben.. bilmem ne kadar doğru..

günün birinde benim de bir çölüm olacak.. kendi fata morganamı yaşayacağım, ilahî güçler kısmet ederse.. kendi çölümde adımlarımı sayacağım, sıcaktan tenimden ateşler fışkıracak, dudaklarım kuruyup çatlayacak, angelina’nın dudakları benimkilerin yanında halt etmiş olacak.. bu kadının dudakları tiksindiriyor beni, diyor bir tanıdığım.. bir sürü ovalar, vadiler, düzlükler, bayırlar, girintiler, çıkıntılar ne biçim şey..

çölde hissettiğim susuzluk bilgisayar ekranı karşısında hissettiğim susuzluktan da farklı olacak.. belki ben o çölde öleceğim, belki de çölde çay içeceğim.. ne romantik.. sonra durup bakacağım dört bir yanıma, sarı-beyaz kumlardan başka hiçbir şey olmayacak.. bir de çöl yaratıkları.. çöl bitkileriyle konuşacağım.. ağzıma kum dolacak, ayakkabılarıma kum dolacak, giysilerime kum dolacak.. ve sonsuz bir sepya tonuna gömülecek tüm düşüncelerim..

anlattıkça içimdeki şevk, kek gibi kabarmakta, sayın ebegümeci. yani beyaz atlı prens olsa ve bana dese ki “pırlantam, bak bu yeni yatım, gel seninle şöyle okyanusa açılıp, hiçliğin ortasında ufka karşı şampanya içelim.” “bre, zındık, yürü git. nerede benim çetin çölüm? çöl yoksa aşk da yok!” derim. evet, bunu yaparım, sayın ebegümeci! lütfen beni hafife almayın. inanmıyorsanız iGod ile yaptığım bütün ahlaksız sohbetlerin dökümünü çıkarıveririm tam da şu anda..

ilgili filmler: the sheltering sky, fata morgana, C.R.A.Z.Y., il buono, il brutto, il cattivo, blueberry, gerry, rubin and ed, dune.. sizin de çöl filimlerine önerileriniz varsa duymak isterim, sevgili ebegümeçleri..

1 Response to "beni çöle vermezseniz çölü bana verin.."

bu harika film listesine daft punk’s electroma da eklenirse her şey tam olacak..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ocak 2008
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: