voy a bailar cada mañana

özgür dünyada istediğin yere gidebilirsin, ingrid

Posted on: Şubat 19, 2008 Salı

sevgili ingrid, özgür dünyada tutsak olmaya karşı mısın? sevgili ingrid, yeni yaşamında sana mutluluklar dilerim. belki bu sefer mutlu olursun. belki gerçekten gitmeyi istersen ve arkana bakmadan ilerlersen, belki bu sefer her şeyi arkanda bırakabilir ve kendinle karşı karşıya kalırsın. onu alır, sever, büyütürsün. ona karşı artık daha nazik olursun.

sevgili ingrid, sana hiç görmediğim bir rüyamı anlatmak isterim. altın rengi kumların üzerinde perişan ve kayıp ilerliyorum. önüm arkam, sağım solum, gözüm kulağım, her yerim kum.. çölün güzelliğinin keyfini süremeyeceğin tek yer çölün kendisidir, ingrid. ama korkma, ölüm henüz bana uzak.. nereye gittiğimi bilmeden ilerliyorum.. güneş tepede.. siyah ceketimi çıkarmış tek elimle sırtıma dayamışım.. beyaz gömleğim, acımasız ışınları biraz olsun yatıştırırken siyah pantolonum onları daha da kışkırtıyor. ayakkabılarımsa çoktan yok olmuşlar.. ne kadardır böyle ilerliyorum ya da buraya nasıl geldim, hiç bilmiyorum.

ama önemli değil; kaygılı değilim.. perişanım, yorgunum ama kaygısızım.. bedenim dikliğini koruyamaz ve ben her geçen saniye yakıcı kumlarla yüzyüze gelmeye daha da yaklaşırken bile kaygılı değilim.. belki de tüm bunlar birer hayal.. hepsi birer oyun, perde inecek ve her şey bitecek mi? yolculuğum daha ağır, daha yere yakın âdeta sürünürcesine devam ederken çok garip bir şey oluyor, ingrid. birden yüzümde harika bir esinti hissediyorum.. sanki kumsala inmişim de deniz kokusuyla karışık esinti yüzümü yalıyor; o kadar ki biraz daha beklesem dalga sesleri de peşinden gelecek.. başımı kaldırıyorum ve iki adım ileride yemyeşil, capcanlı çimleri görüyorum.. bu şaşkınlık, sefaletimi unutmamı sağlıyor; ayağa kalkıyorum, son bir iki adım daha atıp çölle çimenleri ayıran serin çizginin önünde duruyorum..

sanki görünmez bir çitin üzerinden atlar gibi tek ayağımı havaya kaldırıp yavaşça çimlerin üzerine yerleştiriyorum.. serin.. sanki yeni sulanmış gibi.. diğer ayağımı da çimlerin üzerine sakince yerleştirip birkaç adım ilerliyorum.. bir anda tüm bedenim kendini daha canlı, daha güçlü hissediyor. sonra geriye dönüyorum.. çöle olan aşkım beni öldürecek kadar güçlü olsa da artık ona doğru ilerlemiyorum.. çöl uzaklarda kalıyor.. artık sadece güzelliğini görüyorum çölün.. altın kum tanecikleri neşeyle dans edip beni uğurluyorlar.

ben, bu rüyayı hiç görmedim, ingrid. bu kimin rüyası? senin mi? ah, çöl. sen hiç çöle gitmedin, ingrid, biliyorum. ama artık gidebilirsin. seni bırakıyorum. ne de olsa özgür bir dünyada yaşamıyor muyuz? hoşça kal. seni seviyorum. ve unutma, bir gün mutlaka buluşacağız. ayrıca “everything is better on the grass, isn’t it?”

çünlüğe not: of, çünlük, ben yine çok sıkılıyorum, çok.. yine bir şeyler beni çağırıyor ama bu rüya çok uzamadı mı? neden uyanamıyorum?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Şubat 2008
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
2526272829  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: