voy a bailar cada mañana

tahammülsüzlüğümle geldim, yalnızlığımla gidiyorum

Posted on: Şubat 28, 2008 Perşembe

Roisin Murphy - Overpowered

ne kadar da tahammülsüzüz.. “şunlar ölsün, gebersin..” “bunun burnundan gelsin, içinde patlasın.” en kibarıysa “aa, nasıl olur? yoksa, brütüs sen de mi?” evet, canım ben de! ne kadar sıkıcıyız.. etrafımda o kadar çok ki bu kafes kuşları.. ötüp duruyorlar ekşi ekşi.. sonra düşünüyorum ki “benim ne farkım var?” hepimiz insanız, kitabı kolunun altında hayvanız, işte..

ikisini bir araya koyamıyorum.. hem her sağlıklı insan evladı gibi sosyal hayat istiyorum hem de bu sosyal hayatın götürülerine alışamıyorum.. insan ilişkilerine alışamadım gitti.. beni kanıksamayın, beni bağrınıza basmayın, beni candan saymayın ama benimle iletişim kurun.. bunun bir formülü var elbet.. ancak daha çözen çıkmadı. benim de bir şeyleri çözebileceğim yok açıkcası.. birileri geliyor: “ay, şuna sinir oluyorum. şöyle böyle.. ay şunu giymiş, bunu yapmış.” “neden olmasın? eğer mutluysa sorun yok.” diyorum. evet, neden olmasın? benimki böyle insaniyet mi ilgisizlik mi belli değil. intihar edecek adam görsem de “bırakın etsin.” derim.. yaşam onun değil mi? bana ne ki? ben nereden buluyorum karışma hakkını?

ama buluyorlar işte.. onu giyme, böyle konuşma, bununla görüşme.. vs. vs. herkes bir şeyleri, birilerini denetleme, yönlendirme derdinde.. kendi hayatlarını kontrol edemediklerinden olsa gerek.. anlıyorum, hem de çok iyi.. bir arkadaşım sevgilisinden mi dert yanıyor, kararsız mı kalıyor, hele kızsa hemen “ayrıl, gitsin.” diyorum. kısa ve öz. çünkü ben olsam öyle yaparım. çünkü bana göre bir konu kesin değilse yoktur. olmayan bir şey için de sıkıntıya girmeye gerek yoktur..

bu minimalist yaklaşımlarım beni öyle bir minimalizm içine itti ki artık bu sadelikte boğulmaya başladım.. işte herkes kendi yabancılaşmasını yaşıyor.. aslında bir farkımız yok; ama nedense aynalar hep örtülü.. acıyla fark ediyoruz ki kimse bizden değil.. sonra yüzümüze çarpıyor, hayret ediyoruz; aslında hiç de farklı değiliz..

böyle gider bu yazı.. gariptir ki bu yazıyı yazarken dinlediğim şarkının sözlerine bakasım geldi.. adı yüzünden belki de.. hayat garip bir şey gerçekten de :) o hâlde

—————-
Róisín Murphy’den gelsin: Primitive
via FoxyTunes

3 Yanıt to "tahammülsüzlüğümle geldim, yalnızlığımla gidiyorum"

masasında biri var sanki. ama olmasa bile dert değil o restorandakilerin hepsi de tahammülsüz

ve de yalnız.

-yine yazıyla ilgili bir yorum yok fotoğrafa takıldım, buna tahammül edecek misin bilmiyorum;)

valla ben de ayrı bir tahammülsüzüm yani.
gel de tahammül et onca şeye.
çekilir gibi değil çoğu kez…

o hâlde ben gerçekten melek ya da azize olmalıyım.. hiç de sevdiğim yakıştırmalar değildir oysaki..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Şubat 2008
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
2526272829  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: