voy a bailar cada mañana

Archive for Mart 2008

hiroshima mon amour.jpg

“eğer biraz daha kendi içine gömülürsen kara deliğe dönüşeceksin.” ona tam da böyle demişim.. hiç hatırlamıyorum.. o hatırlıyor.. “birinin bana söyleyip de hatırladığım nadir cümlelerden biri.” diye de ekliyor.. ben her şeyi unutuyorum.. unutmak deyince hatırladığım bir şeyler var..

“ben işte o kara deliğe dönüştüm.” diyor sonra.. gülüyorum.. “eh, ben de.. ben de..” hepimiz kendi kara deliğimiz içinde bir yolculuğa çıkıyoruz.. Yazının devamını oku »

“senin bir kimliğe ihtiyacın var.” demişti bana aylar önce.. hâlbuki şu sıkıntılı hayatta kimlikten bol ne var? etiketlerimizi, yaftalarımızı ne de gururla taşıyoruz ne zaman, ne amaçla yapıştırıldıklarını bile sormadan.. eğer türksen, ermeni, rum ya da bilmem hangi kökenli değilsen müslümansın. başka çaren yok.. bak bakalım kimliğine ne yazıyor? dini: islam..

küçük kız soruyor: “sen müslüman değil misin?” ne diyeyim ki ben sana? cinsiyetçi bir dine inanmam ben, hatta senin dinine de inanmam; çünkü bana göre tüm dinler cinsiyetçidir ve hepsini güce tapanlar icat etmiştir.. mi? Yazının devamını oku »

bizim spor salonu küçük bir yer.. hatta nohut oda bakla sofa bir yer. ve hatta küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk. eh, tamam bu olmadı.. sonuç olarak, sevgili çünlük, biz hepimiz oraya çok zor sığıyoruz.. özellikle ağırlıklı aletler sırasında çok büyük zayiat veriyoruz..

ama ben buraya çok farklı bir şeyden söz etmek için gelmiştim. yoksa canım cicim spor salonumu çok seviyorum ben.. 3 aylık üyeliğim bittiğinde tekrar kayıt yaptıracak param olmazsa diye çok korkuyorum.. böyle de korkularım var işte benim.. hâlbuki millet yavru kedilerden korkuyor.. neyse, buraya da girmeyelim şimdi..

en iyisi şuradan gireyim ben konuya: yarışma programlarını çok seviyorum ben, sevgili cakcuk. gözümü süper aile ile açıyorum; Yazının devamını oku »

iki kötü karşı karşıya.. savaş başladı.. kötüler her zaman kazanır. o hâlde, kim kazanacak? ah, ben bunları görmek istemiyorum. milyonlarca insan bunları görmek istemiyor.. bir gün benim kendi çetem olacak.. ve bir de adam. o zaman sizinle işim olmayacak.

dünya sizin dünyanız.. gerçekler de sizin gerçekleriniz. eğer astigmatım olduğunu bilmesem gerçekliğin gözlerimi ne denli acıttığına dair farklı hikâyeler geliştirir; tüm bunların altında başka nedenler arardım. ama biliyorum işte.. gün ışığına bakamamanın ne denli iç acıtıcı olduğunu söylemeye dilim varmıyor.. ama söyledim bile. zaten bu gün ışığı da benim ışığım değil.. Yazının devamını oku »

radyodaki kadın sesi soruyor: “dolabımızda mutlaka olması gereken şey nedir size göre?” ben hiç düşünmeden yapıştırıyorum cevabı: süt! iflah olmaz bir zevk düşkünü olduğumdan, her dakika kemirecek ya da içecek şeylerin hayalini kurar, her saat yemek yiyebilirim.. eh, tabii biri bana dolap derse aklıma ilk buzdolabı gelir.

radyodaki diğer kadın sesi bir süre zırvaladıktan sonra sadede geliyor ve şöyle diyor: “mutlaka küçük, siyah bir elbise ve sizi seven bir erkek.” ! evet, kızlaaar, sizi seven adamı dolaba tıkmanın vakti geldi. arada sırada çıkarıp sizi sevmesine izin vermeyi ihmal etmeyin ama.. şu adam öyle şanslı bir adam ki bahsettikleri dolap benim sandığım gibi buzdolabı değil giysi dolabı. en azından “bana olan sevgini düşünerek ısınırsın aşkım..” diyerek yılın zorbalık ve ruhsuzluk ödülüne göz kırpmak zorunda kalmayacağız. Yazının devamını oku »

Etiketler:

şehirli maymuncuk, insanlara özgü şehir yemeklerinin tadını çıkarırken ve doğadaki börtü böcekten alacağından kat kat fazla kaloriyle dolup taşarken boş zamanlarını nasıl değerlendirsin istersiniz? bu enerji ve zaman fazlası nasıl harcanmalı? tabii ki sosyalleşerek. halbuki zavallı köylü maymuncuklar, bütün günü yemek aramakla geçiriyorlar.

bir de derler ki büyüyen şehirler hayvanların yaşam alanlarını daraltıyor.. hahaayt! hadi canım! bakınız maymunlar ne kadar mutlu! her şey yolunda çünkü beyazlara ait banliyöde yaşam çok tatlı.. hele beyazların evlerini temizleyen siyahi hizmetçiye çektirdikleri, günün bir diğer eğlencesi.

güzel afrika’nın taşı toprağı altın. medeniyet ne güzel şey değil mi, sevgili oradaki? ben buradan sana sesleniyormuş gibi duruyorum ama aslında kendimi tatmin ediyorum..

kendime seçtiğim yeni kimliğimde bir insanın var olduğunu ve hatta sanatsal çalışmalarda bulunduğunu öğrendiğim için kırgınlık duymalı mıyım? çözemiyorum. geleceğimi kurtarmak için yarışma programlarına katılmalı mıyım? karar veremiyorum..

falan filan, falan filan.. bu da böyle bir yazıcık olsun işte.. bir sonraki nasyonal coğrafik destekli atıp tutma çünlük seansında daha görüşmek üzere, sevgili o, bu, şu.. ama kesinlikle sen ve ben değil..


hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mart 2008
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

gezinenler var

  • 50,525 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar