voy a bailar cada mañana

“pardon bacım, eve servis yapmıyoruz..”

Posted on: Mart 22, 2008 Cumartesi

bizim spor salonu küçük bir yer.. hatta nohut oda bakla sofa bir yer. ve hatta küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk. eh, tamam bu olmadı.. sonuç olarak, sevgili çünlük, biz hepimiz oraya çok zor sığıyoruz.. özellikle ağırlıklı aletler sırasında çok büyük zayiat veriyoruz..

ama ben buraya çok farklı bir şeyden söz etmek için gelmiştim. yoksa canım cicim spor salonumu çok seviyorum ben.. 3 aylık üyeliğim bittiğinde tekrar kayıt yaptıracak param olmazsa diye çok korkuyorum.. böyle de korkularım var işte benim.. hâlbuki millet yavru kedilerden korkuyor.. neyse, buraya da girmeyelim şimdi..

en iyisi şuradan gireyim ben konuya: yarışma programlarını çok seviyorum ben, sevgili cakcuk. gözümü süper aile ile açıyorum; akşam passaparola‘yı yakalarsam kaçırmıyorum; salona çay almaya gittiğimde var mısın yok musun‘a şöyle bir bakıp takılıyorum; kim 1 milyon ister‘le ancak rastlaşabiliyorum ve nihayetinde ahmet çakar’la şansa bak‘a söyleyecek şey bulamıyorum.. tiyatro demek daha doğru olur sanırım, yarışma programı filan değil o. hatta kabare tiyatrosu desem yeridir.. o derece işte, anla çünlük.

işte tam şimdi burada spor salonuna bir dönüş yapacağım: çakar bey, yarışmacıların tabiriyle hocam, geçen gece buyurdu ki bu fitness center’lara giden hanım evlatlarımız ne amaçla gidiyormuş oraya, suratta bu kadar makyaj, saçlar şöyle böyle; amaç spor yapmaksa 15 dakika sonra terden vıcık vıcık olacak sen değil misin ki ne bu süs? demeye getiriyor..

ben, bu programı izlediğim gecenin bir saat evvelinde spor salonunun bisikleti üzerinde tepinirken “ay şu dergilere bakayım bari ne varmış?” dürtüklemesiyle bilmem hangi ayın formsante‘sini alıyorum.. hemen yüzünüzü buruşturmayınız, sayın cakcuk.. biz de bilirdik national geographic dergi‘ydi, bilim teknik‘ti okumasını ama koymamışlar işte.. – nasıl sıkış, belli değil..

neyse başladım sayfaları çevirmeye.. daha içindekiler kısmında bir yazı dikkatimi çekti.. “beyaz atlı prens neden gelmiyor?” haha, dedim hemen içimden hatta yanımdakine gösterdim, gülüştük.. aslında hahayı dışımdan dedim ve yanımdakine de göstermek zorunda kaldım ama bu ayrıntı o kadar önemli değil..

sonra ben sayfaları tek tek çevire çevire aheste aheste beğendiğim, güldüğüm yerleri yanımdakine göstere göstere, adidas’ın şalvar tipli eşofman altının neden kadıköy’deki mağazasına hâlâ gelmemiş olduğunu yanımdakiyle birlikte sorgulaya sorgulaya adı geçen yazıya ulaştım. böyle kutucuklar içine yazılar yazılmış, beyaz atlı prensi kaçıran kadın hataları biçiminde..

sonra yanımdaki, tabii kendisinin tuzu kuru, iki senelik evli hâlâ cicim evresi etkisinde bana dedi ki: “sen çaktırmadan gerçekten okuyorsun bu yazıyı bakıyorum..” ben pişmişim artık “çaktırmadanı mı var? açık açık okuyorum işte..” diyorum.. “yani ne yazıyor olabilir ki? zaten bilmediğin ne öğreneceksin ki oradan?” diye soruyor bir çözümleme üstadı gibi..

ben hızlı hızlı okumaya devam ediyorum.. kadınların bütün hatalarını unuttum da bir tanesi aklımda kaldı be çünlük! başlık aynen şöyle: beyaz atlı prens eve gelmez. modern kadın iş hayatına atılıp kariyer yapıyormuş ama bir yandan da evdeki rahatı, yemeği, canımı cicimi bırakmak istemiyormuş.. beyaz atlı prens de ananın babanın olduğu eve gelmiyormuş.. eh, tabii biz gençken bizimkiler geliyordu.. devir mi değişti biz mi yaşlandık bilmiyorum da şimdikiler gelmiyormuş.. bana göre eve erkek almak zaten akıl kârı değil..

ayrıca bu adamın bir evi yok mu? kendisi neden bizi sarayına davet etmiyor da utanmadan evimize göz koyuyor anlamış değilim.. ama tabii, prens ya, şimdi buna ayrı saray yaptırmaz kral baba, “evlenene kadar dizimizin dibinde oturacaksın, ey oğul!” der.. ya da prensimiz yabancı diyarlara gitmeye üşenir “ya baba, ben sizinle kalsam olmaz mı ya? bak, çok üşendim şimdi kendime ülke fethetmeye..” der, çaresiz baba da başını önüne eğer..

ya kimse çıkıp da “ey prens, pamuk prenses eve gelmek istiyor ama senin ana baba varmış, olmaz böyle!” demiyor da beyaz atlı prens eve gelmez, diyor. aman, gelmesin canım! ben şimdi ahmet çakar’ın dediği yere geleceğim: ben bu spora başlarken annem şöyle buyurmuştu: “bari, şuradan bulsan kendine bir koca!” evet, yani çakar hocam, kusura bakmayın, güney kore’deki kızlar gibi bizim kızlarımız da hâlâ orada burada koca bulma derdinde, yok koca olmazsa eğlenti olur, yanına kalır o ayrı.. ama takdir edersiniz ki herkesin güzel görünmeye hakkı var.. dünya neyle dönüyor? işte böyle boş şeylerle..

yoksa açlıkmış, haksızlıkmış, özgürlükmüş.. yani ben şimdi sabah kalkacağım oyun oynamaya gideceğim -kendi evimde oynadıklarım yetmiyormuş gibi..- sonra da spora gideceğim.. hem de yayçizerimi* gözüme güzelce çekerekten.. belli mi olur belki pirıns çarmin falan çıkar karşıma, güzel olmak lazım.. ne de olsa kadın=güzellik, erkek=akıl değil mi, canım cakcuk? dizilerin ve o çok değerli batılı edebiyatın bize öğrettiği şey bu değil mi?

not: batılı edebiyat ne yahu? ayrıca batılı edebiyat deyince ne geliyor şimdi senin aklına merak ettim? benim aklıma mesela klasikler adı altında çocuklara okutulan ve tabii ki dönemin pek ünlü yazarları tarafından yazılmış kadın düşmanı romanlar geliyor.. erkekler erkekleri övmeye bayılır.. ben cinsiyetin var olduğu bir dünyada kimseyi övmesem, anca rahat ederim..

*“öff şimdi bu ne ki?” diyorsan eğer ara kutucuğuna yöneltir eski yazılarımın reklamını yaparım, hahay!

yatarayak notu: peşpeşe yazılmış iki yazı arasındaki uçurum beni dehşete düşürüyor.. bazen içimde bir üçüncü, bir dördüncü ve daha kötüsü bir yeniçeri ayaklanması mı yeşeriyor, diye düşünüyorum..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mart 2008
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: