voy a bailar cada mañana

bütün şeyler ayrı yazılır.

Posted on: Mart 27, 2008 Perşembe

hiroshima mon amour.jpg

“eğer biraz daha kendi içine gömülürsen kara deliğe dönüşeceksin.” ona tam da böyle demişim.. hiç hatırlamıyorum.. o hatırlıyor.. “birinin bana söyleyip de hatırladığım nadir cümlelerden biri.” diye de ekliyor.. ben her şeyi unutuyorum.. unutmak deyince hatırladığım bir şeyler var..

“ben işte o kara deliğe dönüştüm.” diyor sonra.. gülüyorum.. “eh, ben de.. ben de..” hepimiz kendi kara deliğimiz içinde bir yolculuğa çıkıyoruz.. ışığın bile kaçamadığı o delik.. öyle yoğun, öyle güçlü ki.. ışık nasıl kaçsın? uzun zaman olmuş.. bira bardakları dolu geliyor, boş gidiyor; dolu geliyor, boş gidiyor.. ikimiz de kendi deliklerimizden kafamızı uzatmış yakaladığımız küçücük bir ışığa tutunmaya çalışıyoruz; olur da kaçarsa peşine takılırız.. neyse ki kendimizi hiçbir şeye kaptırmayacak kadar pişmişiz artık.. arsız olmuşuz. gülüyoruz.. yalancı ışık, yalancı bahar, yalancı umut.. gülüyoruz..

dinle beni, diyor kadın, unutmak nedir biliyorum.. hayır, diyor adam, unutmak nedir bilmiyorsun sen. senin gibi, bana da bir hafıza bahşedilmiş. unutmak nedir biliyorum, diye cevaplıyor kadın. hayır, diye diretiyor adam, senin hafızan yok. kadın devam ediyor: ben de var gücümle çabaladım, senin gibi.. unutmamak için.. senin gibi, ben de unuttum.. senin gibi, ben de teselli olmayan bir hafızanın özlemini çektim, karanlık, taştan bir hafızanın.. kendi adıma, her gün, neden hatırlamam gerektiğini anlayamama dehşeti içinde tüm gücümle çabaladım. senin gibi, ben de unuttum..

unutmak, deyince hep o kadınla adamı hatırlıyorum ben.. sadece bir kadın ve bir adam değil.. bütün kadınlar, bütün adamlar, bütün şeyler.. ayrı ayrı ama bütün.. ecstasy etkisi altındaki bilinç gibi..

unutmak, böylesi bir lütufken öylesi bir lanete dönüşebiliyor.. insan aklı ne yazık ki yanılsamalar üzerinden işliyor ve hatırlamak dediğimiz şey başlı başına kusurlu bir olay.. ben ki hatırlamak konusunda son derece ilgisizim, izlediğim filmin sahnelerini bile doğru sırayla hatırlayamıyorum.. belki benim hafızam senin hafızandan daha kusurludur, sevgili cakcuk..

türlü türlü şeyler var bu dünyada; unuttuğuna üzüleceğin, hatırladığına sevineceğin şeyler.. unuttuğuna sevineceğin, hatırladığına üzüleceğin şeyler.. ama sonuçta hepsi ayrı yazılır.. hepsi ayrı ayrı, kendi adasında, kendi gerçekliğinde.. hepimizden güçlü, hepimize ilgisiz..

not: gerçekten bir şey anlatmaya çalışıyorsam şuracıkta şeylerin altında kalayım. ayrıca bu şarkılar canımı acıtıyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mart 2008
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: