voy a bailar cada mañana

“filmimiz güzel olsun istedik, gerçekçi değil.” dedi k.

Posted on: Temmuz 12, 2008 Cumartesi

“âşık olacağıma inancım, sıfır.” diyorum kayıtsızca.. artık, yeniden… bir isyan, bir aman sen de, bir dramatize etmeyelim, havası yükseliyor sanki. içeriğini hatırlayamayacağım.. bütün gece konuşuyoruz.. sanırım uzun zamandır birilerinin yüzüne bakarak, sesini duyarak yaptığım içi dolu ilk ve tek konuşma bu. insan iletişime aç.. sizce, diyorum, bu ülkeyi sevmek ama bu ülkenin insanlarını sevmemek.. yani insanlar her yerde aynı mı? “hiç de değil.” diyorlar.. “+2 derece ve new york sular altında… elimizi çabuk tutmalıyız.” diyorum.

onun öncesinde sahilde yürüyelim, diyorum.. dışarı çıktığımdan beri kendimi capcanlı hissediyorum. ah, ya.. sahilde insan bile olmayı beceremeyen birileri varken ve işin en kötü yanı, bu onların suçu bile değilken.. sahilde yürümek mi? hah! “bakayım tırnaklarına..” diyor. “tiki olacağım, dedim sana; bu uğurda her şeyi yapıyorum!” tırnaklarım bir french ki sorma.. “ben anlamam.” diyor.

“artık ne istediğime karar verdim. yani bu hayatta ne yapıyoruz ki? çalış çalış sonra iki hafta tatil sonra yine çalış çalış.. elde ne var? hiç. sadece yapmak istediklerim için para biriktirip, hayatımı yaşayacağım. sonra da beş parasız kalacağım ama olsun.” keşke daha fazla insan bizim gibi yapsa.. zaten hiçbir bokun güvencesi yokken nedir bu telaş?

sevdiğim insanlar bana iş bulmaya çalışmaya devam ediyor.. onlara nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.. yeni ses sistemimle küçücük odamda müzik dinlemek artık başka bir şey.. ara sıra antony odama geliyor, ara sıra diğerleri..

dünyanın en güzel ülkelerinde yaşayıp da güzelliklerden hiç faydalanamayan, köle gibi çalıştırılıp, köpek gibi ölüme terkedilen insanların olduğunu bilmek çok üzücü.. ve ben, batının beyaz çocuğu, batıyla doğu arasında; batıda doğulu, doğuda batılı; en sonunda ortada bir yerlerde belki de orta doğulu, ben, hep gitmek istiyorum.. siyah insanların, sarı insanların, kahverengi insanların evine gitmek, onlara “aslında hiç de farklı değiliz.” demek istiyorum ama sözcüklerle değil.. okyanusta yüzen insan, benim de dileklerim var.

ve aşk demişken.. kelimelere, bir insanın aklına âşık olunabilir mi? bu kadar yakınken bu kadar uzak olup ağlamalı mı? okyanusları aşmalı mı? inanmalı mı? üstelik uçmaktan korkmuyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Temmuz 2008
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: