voy a bailar cada mañana

Archive for Ağustos 2008

söyleyecek birkaç şeyim var. blogsayfası şu an çeşitli sorunlarla cebelleşmekte. bu yüzden buradan söyleyeceğim.

ona demiş ki “aşk filan yalan, önemli olan sana ilgi göstermesi, değer vermesi.” fotoğraflarda ağzı kulaklarında hep. acaba diyorum kendini mutlu olduğuna mı inandırmaya çalışıyor yoksa gerçekten mutlu mu? ikisi de beni bozmaz. bir şeye inancım yok.

onun dışında çift soyadıyla gezen kadınlar sinirimi bozmaya başladı son zamanlarda. evliliğin kadınlar için hâlâ bir statü simgesi olduğunun açık bir göstergesi bence bu. yeni çıkan kanunla kadınlar istedikleri soyadını seçebiliyormuş. ikisini birden kullanma ya da çift olarak yeni bir soyadı belirleme hakları bile varmış. mış mış.

sorun şu ki bir kadının kocasını kendi soyadından vaz geçirebilme ihtimali biraz düşük gibi.. istisnalar beni bozmaz, yine. zaten gördüğüm üzere bu durum bazı kadınların işine geliyor. iki soyadını birden kullanarak tüm dünyaya, –kendi küçük dünyalarına– evli olduklarını göstermek ister gibi bir hâlleri var.

her şeyi işlevsellik boyutundan değerlendiren bendenize göre bu durumun başka bir açıklaması yok gibi. çok da çünlüğümdeydi aslında ama, işte burada bundan bahsediyoruz. hep birlikte. sevgili hindibalar, sevgili cak cuk, sevgili ebegümeçleri ve son olarak ben ve diğerleri.

aslında önemsiz bir konu. yani ben ki hâlâ evlenememiş bir kız kurusuyken kim oluyorum da evlenip de bundan gurur duyan cici bicilere bok atmaya kalkıyorum, canım?! çok ayıp.

son bir haftayı farklı insanlarla evlilik ya da evlenenler hakkında konuşmakla geçirdim. yani çok geldiler üzerime.. kimsenin bana birini ayarladığı falan yok ama sürekli birileri evlenince, insanlar konuşunca ister istemez bir farkındalık doğuyur.. ya da yıllar önce uykuya yatmış olan farkındalık uyanıyor, diyelim.

sıkıcı bir durum. çünkü evlilik beni korkutan bir şey. yani hangi umutlarla evleniyor insanlar? ben aşk evliliğine inanmıyorum. evlilik, akılcı bir sonuç. çünkü belli bir yaştan sonra hayat, yalnız ya da arkadaşlarla ya da ana babayla geçmiyor.

eğer evlenir de çift soyadı kullanmaya başlarsam bir zahmet bu yazının çıktısını alnımın orta yerine çakınız, sevgili ebegümeçleri. sizden tek beklentim budur.

Reklamlar

kısa bir minibüs yolculuğu.. “nerede ineceğim? burada mı? teşekkürler.” yurdum erkeklerinin adım atacak yer bulunmayan minibüste en az kadınlar kadar yanındakine değmeme, elini kolunu doğru yere koyma çabası yüreğimi okşadı doğrusu. başka bir yerlerim okşansaydı, zira, bu kadar olumlu bir başlangıcı olmazdı bu yazının.

“çok kolay. oradan hem minibüs hem otobüs var. ineceğin yeri söyle sana yardımcı olurlar.” otobüsü kaçırdığımı anlayınca minibüse yürümeye karar veriyorum. önce minibüslerin doluluğu gözümü korkutuyor. bir süre sonra önümde makûl yerleri boş olan bir minibüs duruyor.

ücret kadıköy ücretinden biraz fazla ama gideceğim yere daha kısa zamanda gidiyorum. bu ilginç. inince arıyorum. “indim bekliyorum.” “öyle mi? ne kadar hızlısın! hemen geliyorum.” büyük buluşma.

10 yıl sonra astigmatlı gözlerle uzaktan gelen figürü tanıma çabası. msn’den yollanan fotoğraflarla az çok biçimlenen tanıma merkezi işini doğru yapıyor. en azından benim tarafımda. “tanıyamadım var ya. sonra dedim, bu saatte orada başka kim bekler ki? saçlarından sanırım. bu kadar uzun beklemiyordum.”

gururla kıçıma kadar uzatma hevesimden bahsediyorum bir yandan da saçlarımın sırtımda ulaştığı noktayı gösterirken. eve gidiyoruz. sebzeli makarna bir gün önceden kararlaştırıldığı üzere pişmeyi bekliyor. balkonda harika bir akşam yemeği. iletişimsizlikten büzüşmüş beynim bir anda bir genleşme yaşayınca çenem kapanmıyor.

“konuş canım. konuşalım, diye buluştuk zaten.” gecenin ilerleyen zamanlarında feysbuklarda eskilerin şimdiki hâllerinden seçmeler.. o, bu ve şu evlenmiş.. bilmem kim dışarda bir yere gitmiş, öteki de dubai’ye. biri buradaymış, onun ailesi ölmüş. bir iki tanesi kapanmış. birinin bebeği olmuş. bir diğeri hiç değişmemiş.

ya biz? biz hâlâ anlaşıyoruz. kaldığımız yerden dense yeridir. çekinme, gücenme, gereksiz gerilim yok. güzel bir gece. uykusuz kalınsa ve uykuya geçmekte zorlanılsa da..

iki söz bekliyorum.. biri doğayla iç içe diğeri mistisizmle. gelecek günler daha güzel olacak umuyorum.


hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ağustos 2008
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

gezinenler var

  • 50,818 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar