voy a bailar cada mañana

ormanda yürüyüşe çıkacağız daha

Posted on: Ağustos 14, 2008 Perşembe

kısa bir minibüs yolculuğu.. “nerede ineceğim? burada mı? teşekkürler.” yurdum erkeklerinin adım atacak yer bulunmayan minibüste en az kadınlar kadar yanındakine değmeme, elini kolunu doğru yere koyma çabası yüreğimi okşadı doğrusu. başka bir yerlerim okşansaydı, zira, bu kadar olumlu bir başlangıcı olmazdı bu yazının.

“çok kolay. oradan hem minibüs hem otobüs var. ineceğin yeri söyle sana yardımcı olurlar.” otobüsü kaçırdığımı anlayınca minibüse yürümeye karar veriyorum. önce minibüslerin doluluğu gözümü korkutuyor. bir süre sonra önümde makûl yerleri boş olan bir minibüs duruyor.

ücret kadıköy ücretinden biraz fazla ama gideceğim yere daha kısa zamanda gidiyorum. bu ilginç. inince arıyorum. “indim bekliyorum.” “öyle mi? ne kadar hızlısın! hemen geliyorum.” büyük buluşma.

10 yıl sonra astigmatlı gözlerle uzaktan gelen figürü tanıma çabası. msn’den yollanan fotoğraflarla az çok biçimlenen tanıma merkezi işini doğru yapıyor. en azından benim tarafımda. “tanıyamadım var ya. sonra dedim, bu saatte orada başka kim bekler ki? saçlarından sanırım. bu kadar uzun beklemiyordum.”

gururla kıçıma kadar uzatma hevesimden bahsediyorum bir yandan da saçlarımın sırtımda ulaştığı noktayı gösterirken. eve gidiyoruz. sebzeli makarna bir gün önceden kararlaştırıldığı üzere pişmeyi bekliyor. balkonda harika bir akşam yemeği. iletişimsizlikten büzüşmüş beynim bir anda bir genleşme yaşayınca çenem kapanmıyor.

“konuş canım. konuşalım, diye buluştuk zaten.” gecenin ilerleyen zamanlarında feysbuklarda eskilerin şimdiki hâllerinden seçmeler.. o, bu ve şu evlenmiş.. bilmem kim dışarda bir yere gitmiş, öteki de dubai’ye. biri buradaymış, onun ailesi ölmüş. bir iki tanesi kapanmış. birinin bebeği olmuş. bir diğeri hiç değişmemiş.

ya biz? biz hâlâ anlaşıyoruz. kaldığımız yerden dense yeridir. çekinme, gücenme, gereksiz gerilim yok. güzel bir gece. uykusuz kalınsa ve uykuya geçmekte zorlanılsa da..

iki söz bekliyorum.. biri doğayla iç içe diğeri mistisizmle. gelecek günler daha güzel olacak umuyorum.

2 Yanıt to "ormanda yürüyüşe çıkacağız daha"

bi oraya bi buraya. soğuk bir baş dönmesi yaşanıyor sayın seyirciler.

:) doyumsuz bir insanım; kabul ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ağustos 2008
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: