voy a bailar cada mañana

you can dance, you can jive, having the time of your life

Posted on: Ekim 6, 2008 Pazartesi

itunes’u açıyorum ve kendime bir şarkı seçiyorum. şarkıda ne diyor biliyor musun, sevgili hindiba? şöyle başlıyor: çarpık gelişmiş bir şeyi düzeltemezsin. çarpık kentleşme gibi.. ağaç yaşken eğilir, hesabı. sonra ekliyor: bu ödemen gereken bir bedel. kendine bir iyilik yap ve çantanı topla. bir bilet al ve trene atla.

ah, thom, sanki ben bunları bilmiyorum. ama sen iyilerdensin; çok bilmişlerden değil. dünyan başına yıkıldığında parçalanmış bisküviye dönersin. hadi git kendini katrana bula. herkesi memnun edebilmek adına elinden geleni yaptın. ama böyle bir şey mümkün değil.

konuşmaya devam et. hep doğru şeyleri söyleyenler neden hep uzakta olanlardır? kimsenin kusurunu düzeltmeye atılmayan ben, hayattan bu kadar çok şey bekleyen insanların hayal kırıklıkları için neden suçlanayım?

kendini gerçekleştirme adına sonsuz ihtimalleri tahmin oyununa gerek yok, küçük kız. ulaşamadığın hedefler ve kuramadığın cümlelerinle, değiştirmek istediğin de ulaşmak istediğin de sensin. diğer bir deyişle, hayatım, eninde sonunda kendine varacaksın. bu seni üzüyor. karanlıkta tek bir kıvılcım bile yok, diyorsun. bu kadar geldin. ne buldun? çözümleme yapmaya, üzerinde düşünüp anlamlandırmaya zaman yok. üzülmene gerek yok. çünkü senin rolün bu. sadece oyna.

konuşmak ne kadar kolay değil mi? bir insana bakıp her şeyin kendi elinde olduğunu, her şeyin iyi olacağını söyleyebilmek. kendi küçük balkonundan manzaraya bakıp “ne güzel! gelsene, hadi gel de bak!” demek.

– peki. o hâlde, ben bir koşu gidip bir merdiven bulayım. çünkü o balkona çıkmanın başka bir yolu yok. ve hazır gitmişken akşam yemeği için alış veriş de yaparım, değil mi? ama gitmeden önce: merdiven neredeydi?

“ama onu da ben mi söyleyeceğim, şekerim? oralarda bir yerlerdedir; ara bul. cık cık cık.” kış depresyonunun tek bir tedavisi var, dostum hindiba, o da bahar kuşu. ki bana şakıdıklarını buraya yazmayacağım. hayat garip mi? ne yazık ki hayatımı bahar kuşunun şakımalarına göre düzenleyemem. bir adım. bir adım. bir adım daha. şimdi vaz geçmek olmaz, değil mi? kuyruğa daha çok var ama yine de geri dönüp boğulmak olmaz..

ip atlamak olur. seksek oynamak olur. kaydıraktan kayılır, salıncağa binilir. ve çay partime hiçbiriniz davetli değilsiniz, siz her şeyi bilenler. artık komik değilim. bana bildiğim şeyleri söylemeyi keserseniz sevinirim. “mevsimsel depresyonu reddediyorum.” demiştim, öyle değil mi? ama bu tür şeyler hayatınıza girmek için sizden izin almıyorlar.

ayrıca lanet silahı ateşleyemedim! şekerlemeden kurşunlarım vardı ve şarjör de plastikti. ve, evet, beklediğim haber geldi.. seçim yapmak çok zor olmuş, falan filan. benim için hiç olmadı. bazen önceden bilmek iyi değildir.

ilgili şarkılar: black swan, analyse ve de dancing queen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ekim 2008
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: