voy a bailar cada mañana

“diğer yarım ve ben el ele yürüdük.”

Posted on: Mart 1, 2009 Pazar

monster manga/volume 12 /chapter 98 /page 7 - by Urasawa Naoki

“dünyanın en karanlık yerine ulaştığımı düşündüğüm anda ileride çok daha koyu bir karanlık gördüm.” dedi johan.

seni beklerken okuduğum öyküde sana dönüşmek, senle bir olmak ve sonra ikiye ayrılmak.. bu mümkün mü? eğer en çok korktuğum şeyi sana söylersem … benim olur musun? hayır, bu bir seçim değil; bu bir sonuç.

johan, berserk ile MW evrenlerinin çarpışmasından doğmuş gibi.. evet, katmanlar.. telefon çalıyor: “naber, nasılsın? tantunicinin önünden geçiyordum, sen aklıma geldin.” “ya, ben de ne zamandır tantuni yemek istiyorum.”

garip.. kafamda uzun zamandır evirip çevirdiğim iki nokta bir anda birleşiyor.. tantuni ve kayıp arkadaş.. senede bir görüştüğüm hâlde hiçbir şey yitirmediğim insalardan biri daha.. birlikte yediğimiz onca tantuninin hatrına kurulan bir bağ.. her şey az ve öz.

sonra düşünüyorum; dünyanın sonunu gören johan ve kendi sonunu bile tayin edemeyen ben.. en iyi intihar şeklinin beynine siyah dayamak olduğunu düşünmüşümdür hep.. eğer suratım dağılmasın istersem ki bu çok kadınsı bir şey – her zaman kalbime nişan alabilirim.. evet, ıskalayanlar oldu.. bir insanın kendi kalbini bıçaklayabilme ihtimalini sorguluyorum.. kaburgaları aşmak ya da karından doğru uzun bir bıçakla denemek.. bilmemiyorum. temiz ve kesin yollar en mantıklıları..

çoğu kadının neden kendini yüksek bir yerden attığını merak ediyorum.. sanırım ölürken bile sorumluluk almak istemiyorlar.. kendi bedenlerine o kadar yabancılaşıyorlar ki ona net bir şekilde müdahale etmeye bile yeltenemiyorlar.. oysaki askerler en çok beyinlerini uçurmayı severler.. cengâverce bir ölüm.. ah hah

“soru”ya verecek cevabım yok.. hiç olmadı.. büyümek, arzulamak, gerçekleştirmek, somut bir gerçekliğe inanmak, hep umut etmek, hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi öğrenmek ya da öğrenememek.. ev, iş, çocuklar vs. belki bir araba.. neden? “tüm insanların eşit olduğu tek şey ölümdür.” derken johan, ayakları sağlam bir zemine basmıyordu.. ama aslında tam da sağlam bir zemindeydi, rüyadan uyanmıştı..

insanların “iyi şeyler” hakkında pek çok fikirleri var.. okudukları kitapları, ahkâm kestikleri konuları, yukarıdan baktıkları insancıkları.. bu kadar net bu iyidir; bu kötüdür, diyen insanlardan uzak durmak istiyorum.. genel olarak çoğu insandan.. evet, hiçbir nedenim yok..

ölme ve öldürme hakkına inanıyorum; namusunu temizleyen adama değil.. yoksa vejeteryan olmam gerekirdi; yoksa hayvanlar aleminin yok olması gerekirdi.. belki de ölümün bu kadar gerçek ve net olmasıdır insanları bu hayata bağlayan.. kendini her kötü hisseden depresyondan mustarip olmadığı gibi her depresyon da her insanı öldürmez.. bence en kötüsü depresif ruh hâlinin bir kişilik özelliğine dönüşmesi.. bu tıpkı mutasyona uğramak gibi; bir daha asla asıl şekline dönenememek gibi..

“sen de yandaşların gibi zayıfsın. benim dünyamda yaşamayı hak etmiyorsun.” diyor ateş kıralı.. nedense ben de aynı şeyi düşünüyorum.. iyi ve kötü ayrımında iyiler hep zayıf ve aptal.. kötülüğe inanmıyorum.. sadece her insanın içinde taşıdığı o zayıflığa inanıyorum.. bazıları o zayıflığın kendilerini en üst düzeyde gerçekleştirmelerine engel olmasına izin verirken diğerleri onun benliklerini ele geçirerek yalan kaleler kurmasına izin veriyor..

sonuçta hepimiz yalnızız.. insan 30 yaşına geldiğinde evlenmeliyse bu yüzden evlenmeli.. evlilik akılcı bir çözüm.. bir aşk oyunu değil bana göre.. çocuklarsa geleceğe yapılan bir yatırım. hayata karşı romantik duygular beslemiyorum.. sanırım hiç beslemedim.. kafamdaki karanlık bulutlara karşın çoğu insandan daha aydınlık bir görüşüm var..

bu cümle bile beni başkalarının gözünde kibirli yapmaya yetiyor.. oysaki yedi ölümcül günahtan biri olacak olsaydım kesinlikle tembellik olurdum. türkçesi sizi yanıltmasın; latincesi acedia, yunanca akedia‘dan geliyor ve tam olarak “ilgi yoksunluğu” demekmiş.. bu durum, depresyonla ilişkilendirilmekle birlikte ondan ayrı düşmekteymiş. eski çağlarda yalnız bir yaşam süren keşişlerde genel olarak görülen bir sorunmuş.. son derece kapalı bir rahibe hayatı süren ben için oldukça uygun düşen bir durum.

hristiyan kilisesine göre bu, genel bir huzursuzluk içinde ne çalışabilme ne de dua edebilme durumuymuş.. tanrının esenliğini ve onun yarattığı dünyadan zevk almayı reddetmek.. bütün kalbinle, aklınla ve ruhunla yaşamı sevmeyi becerememek.. atalet günahı.. elric kardeşlerin annesi..

aslında bu yazıya johan ve anna‘nın anısına, şu haberden12 esinlenerek başlamıştım ama başka yerlere uçtum.. neyse, unutmak.. beni ben yapanı, düşüncelerimi şekillendireni unutmak.. ya da karakter çok daha katı bir yapıya mı sahip? 13. burç gibi bir şey bu..

ilgili kişiye not: efendim, belirttiğiniz üzere “yeni ayrılmış edebiyatı” kokmuşsa yazımız, lütfen söyleyin, yakalım buraları.. bütün gül ve hibiskus bahçeleri yansın.. ebegümeci ve hindibanın kitleler tarafından baş tacı edilmesi zaten dokunuyor.. bitsin bunlar, bir hello, derseniz hemen el atarım. sözüm söz.

3 Yanıt to "“diğer yarım ve ben el ele yürüdük.”"

son yıllarda nasılsın sorusuna verdiğim “durumsuz” cevabı da o günaha çıkıyormuş demek. pıh!
bide, mesela distimi diyorlar tuulia, sürekli bir tam depresyon olmasa da bitmeyen alttan alta devam eden mutsuzluk hali filan diyor bilenler, teşhisimiz konulsun da ötesi kolay..

o halde dünyanın tüm distimikleri adına wikipedia’dan inciler dizmek benim görevimdir.

Dysthymia is a type of low-grade depression. Harvard Health Publications states that, “the Greek word dysthymia means ‘bad state of mind’ or ‘ill humor’. As one of the two chief forms of clinical depression, it usually has fewer or less serious symptoms than major depression but lasts longer.”

ve benim gözdem:

“Most people with dysthymia can’t tell for sure when they first became depressed”

Merhaba..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mart 2009
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: