voy a bailar cada mañana

love is the pulse of the stars

Posted on: Mart 7, 2009 Cumartesi

mobile suit zeta gundam

aşağıda gördüğünüz yazıya sanırım 1-2 ay önce başlamış ve bir daha da yüzüne bakmamışım.. ancak silmeye kıyamadım.. belki bir gün bitiririm diye koyuyorum buralara..

canı sıkılınca jetix ve nickelodeon gibi kanallarda saatlerce çizgi film izleyebilen bir insandan, 24 saat anime izleyen birine nasıl dönüştüm, ey karahindiba? bu gelişme değildir de nedir? bir de yerimde saydığımı, herkes malları götürürken ağzım açık izlediğimi falan söylüyorlar. hâlbuki sadece anime izliyorum diye ilerlemediğim sanılmasın.

şu son üç ay içinde pupam oldukça gelişti. değişimi hissetmeye başladım. bu yüzden uykularım eskisi gibi derin değil; arada sırada rahatsızlanmalar, sancılar oluyor. yeniden doğmak kolay iş değil ne de olsa. bu sancılanmalar eşliğinde indirmeye dahi tenezzül etmeyeceğim ve izlerken bile içimi daraltan ama sırf “tür” ve “genleşme” hatrına katlandığım bazı animeler izlemekteyim şu an. hem de youtube’da! daha kötüsü olamazdı diyebilirsiniz, hindiba özentileri.

*aslında belirli nedenlerle, yani sadece rastlantısal olduğunu düşündüğüm nedenlerle hindibalarla olan ilişiğimi kesmeyi amaçlıyordum. sanırım bugün ve burası tam zamanı ve yeri. o hâlde gitsin hindibalar gelsin hibiskuslar. hem hibiskusun karizması su götürmez.

kaldığımız yerden devam etmemiz gerekirse şöyle demeliyim ki: daha kötüsü olabilirdi! ve hatta! tam bir otakuya dönüşebilmem için belli başlı sıkıntıları yaşamam gerek. bunu da söyleyerek. şu 3 ayda izlediğim 30 küsür anime serisi, OVAsı ve filminde nelerin dikkatimi çektiğini ve ne tür kararlar almak zorunda hissettiğimi sizlerle paylaşmak isterim, hibiskuscuklarım.

ilk olarak protagonist, yani ona esas kişi diyelim, kendisinden nefret ettiğimi zaten biliyorsunuz. antagonist ki, ona da karşı gelen diyelim, ona da derin hayranlık ve “arkadaşlık” duyuyorum. evet. bunu da biliyorsunuz. gariptir ki şu ana dek sevdiğim ya da sevginin ötesine geçip “işte bu be!” dediğim bütün karşı gelen cengâverler şarışın, mavi gözlü, mavi gözlü olmasa da kırmızı gözlü vs. bir animede ne zaman şarışın-mavi gözlü bir cengâver görsem doğrudan işte bu! havasına giriyorum ki yoğun araştırmalarım sayesinde -aslında bir bakıma rastlantısal- bu şarışın-mavi gözlü antagonistin kaynağına indim.

her ne kadar kendisini burada açıklamayacak olsam da -çünkü banane araştırın bulun- harcanmış karşı gelenler derneğini kurmaya karar verişim; her animeye “he’s a char!” ve hatta charles aznavour ile olan ilişkisi ve bu kişinin toplama albümünün nasıl odama ulaştığına dair o hikâye.. evet, bu yazıdaki amacım bunları bıdılamaktı.. ama artık yazamıyorum ya da yazamıyorum. şimdi taslak kısmında duran diğer on bin beş yüz yazıma bakmak istiyorum.. hepsi çok yabancı.

hâlâ neşeli yazdığım bir dönem varmış..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Mart 2009
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,563 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: