voy a bailar cada mañana

Archive for the ‘internet bilimi’ Category


alışılagelmişin dışında – eksantrik
%30 sanatçı, %50 filozof, %20 bilim insanı

engin bir soyutlama ve renk dünyasında yaşıyorsun. gerçek yaşamın mekaniğine çok az ilgi duyuyorsun; kafan varoluşun yapısıyla (hikâye ve anlatım, simgesellik) ve yaşamın aldığı biçimle meşgul. sen, mistik olanı mantıklı olanla birleştiriyorsun, st. thomas aquinas gibi, ulvi olanla somut olan arasında ara yollar buluyorsun … farklı şekillerde de olsa kendini akışa bırakma eğilimin olabilir. günlük işler ve sorumluluklar, tutkuyla bağlandığın şeyler arasında yer almıyor; aslında herhangi bir “günlük ritüel” de pek değil. ideal işin, kendini ifade edebileceğin (yazmak gibi), özünde olan nedenselliği ve felsefi ağırlıklı merakını ortaya çıkarabileceğin bir ortam barındıran bir şey olabilir. tavrında, gençliğe özgü bir hava var. klasik mantıkla antik mistisizmin harmanlandığı yeni ruhani sistemlere olan eğilimiyle modern kültürün ve toplumun gerçek bir temsilcisisin. malı mülkü kafana pek takmıyorsun. eksantriklere örnekler: timothy leary, stanley kubrick, socrates. eksantriklerden alıntılar: “ben biraz sıradışı, biraz farklı ve oldukça kendine hasım.”

çok burnu büyük laflar bunlar.. beni en çok modern kültürün ve toplumun gerçek bir temsilcisi olmam eğlendirdi. sanki kendimi tanımıyormuşum gibi habire orada burada bulduğum testlere gözü kapalı atlamam.. nedir ki? konuşacak kimsem yok, kendimi yeniden baştan aşağı çözmeye uğraşıyorum sanki.. o kadar da harika bir insan olmadığımı anlayıp, unutup, tekrar başa dönmek için.. hiçbir şeyin ciddiye alınmadığı -para dışında- ve zamanla hiçbir şeyi -kendini bile- ciddiye almamayı öğrendiğin bir dünya işte.. şikâyet etmiyorum pek, şu aralar.. unutmak güzel.

giriş

annemin ilk tepkisi: “ölecen galiba..” sağ ol, anne. kendisi bana her zaman çok destek olmuştur zaten. özellikle bu tür konularda. ben de öyle azimliyim ki bu tansiyonun üzerine çay içmeye devam ediyorum. haydi hayırlısı. bugüne dek ne badireler atlattım, ölmedim, çünlük. yani anlatsam kesin bir yerlerin uçuklar.

1. bölüm

1.1. gençlerin kendini bilmez yükselişleri

şöyle bakıyorum etrafıma da ne pırlantalar ne cevherler varmış. yani ben başımı önüme eğip “yok, abiler ablalar, ben bir şey demeyecektim, buyurun siz devam edin.” desem yeridir. Yazının devamını oku »

efendim, aslında bu kısımlar boş olacaktı ve doğrudan aşağıdaki videoya atlayacaktım. ama sonradan bu videoyu neden bu kadar çok sevdiğim üzerine düşünme kararı aldım. düşünürken şu aklıma geldi: crispin glover denen şu acayip adam, çeşitli filmlerde hep acayip karakterleri canlandırır, beni ve birçok izleyeni garip duygulara sevk ederdi. ancak az sonra izleyeceğiniz videodan şimdiye kadar haberim olmamıştı ve hatta kendisini araştırma gereği bile duymamıştım.

sonra düşündükçe, hayatta insanları teperek ilerlediğimi fark ettim. birisi canımı mı sıkıyor, bir ilişki yürümüyor mu ya da birileri hayatının ağırlığı altında eziliyor mu hemen tepiyordum. çünkü ne kadar çok iyilik edersen o kadar değerin düşüyor ve ne kadar tepersen o kadar değerli oluyordun. hayretler içinde gördüm ki ben teptikçe insanlar bana yapışıyordu. sonra bu kibar tepişler, bu insanları nihai bir tepişle kapanışa doğru iteliyordu. Yazının devamını oku »

çünlüklerde şeffaflık devri hatrına ben de neyim var neyim yok ortaya koymaya, sadık okuyanlarımı daha fazla kandırmamaya karar verdim, efendim. bu amaçla canım çünlüğüm, şeffaf çünlüğüm adlı programımızı gururla açıyorum. şakşak şakşak şak Yazının devamını oku »

She wanted to stop reading it- but she had nothing better to do!

Produced by AVERAGE PEOPLE who SEEM to think THEIR LIVES are INTERESTING. Filmed in THRILLING HTML-O-SCOPE with exciting new FONTS
the blog

şu blog işine girdiğimden beri hiç farkında olmadığım -tabii işin dışındayken farkında olmak biraz zor- pek çok şey öğrendim ve büyük ihtimalle de öğrenmeye devam edeceğim. sadece blog dünyası ile öğrendiklerimi anlattığım bir blog açsam yeridir yani.

hayatının sadece 12-14 yaşlarını kapsayan döneminde günlük olayına giren ve yıllar sonra o günlüğü her okuduğunda sadece saçmalık, aptallık ve mutsuzluk gören, en sonunda da o günlüğü -hatıra matıra demeden- en küçük parçasına kadar özenle yok eden bir insan olarak blog olayına hep küçümseyici bakmışımdır. “biri neden hayatındaki zırvalıkların dökümünü çıkarmak üstüne bir de bunu milyonlarla paylaşmak istesin ki?” gerçek, herhangi bir sayfanın milyonlara ulaşma ihtimali ne kadar zor olsa da böyle bir ihtimalin her zaman olduğudur. Yazının devamını oku »

burden

 (*) resmin kaynağı

açık ve net bir şekilde bir şey yapmam gerek benim. hatta yapmak istediğim çok şey var. ancak nedense bir türlü başlayamıyorum. aval aval internette dolanıyorum, bakıyorum, o blog bu blog, şu bu, ama yok! yok! nedir yahu benim derdim? Yazının devamını oku »

sevgili okuyanlarım, şu toplumda kızlara yüklenen manalar, işlevler, yüklemeler, eklemeler vs. sonucunda dişi insanın hayatı pek bir sıkıcı hâle gelebilmektedir. Yazının devamını oku »


hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 49,995 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar