voy a bailar cada mañana

Archive for the ‘sınıfsız’ Category

whatever

sana da merhaba.. dört başlı ya da iki kuyruklu spermler, aslanın güldürüsü.. şehirde bir çığlık.. izliyorum. onlar uçuyorlar. hel-lo.. şehre yıkım gerek. önünde durduğum kapı, gıcırdıyor. duvarlar siyah; kapı karanlık. durmak, sessizliği dinlemektir. onlar, sessizlikte konuşuyorlar.

uçan fin, son noktayı koydu. gülüyorum. o daha çok gülüyor.. anime protagonistleri gibi: yetenekli ama bir aptal gibi davranıyor.. ve ninni diyor ki: “büyük fikirlere kapılmamalı çünkü hiçbiri olmayacak.” hmmm. düşüncelerim için cehenneme gideceğimi hiç sanmıyorum, canım.

“ne dersin? eğer sevdiğini öldürürsek o da böyle yağmurlarda ıslanır mı?” daha önceden yorum makinesi sözü vermiştim.. şimdi şöyle diyorum: bu cümlenin geçtiği animenin adını söyle ve ne dilersen dile! evet, kampanyamız bendenizin keyfiyle sınırlıdır. o yüzden acele etmeyiniz. hibiskus çift cinsiyetli; gül, efemine..

“neden kalayım ki?” diyor şair.. bence de, neden kalasın ki? hatta kalsan mı gitsen mi? benim önümden sokağa dalan cengâver yan apartmana giriyor.. arkasından bağırıyorum: “ya, çok eşeksin! hiç söylemiyorsun; komşuymuşuz!” cevap yok.. hödük, ne olacak! insan nezaketen abla kusura bakma ya, kafa dalgın.. çayımı içmeye gel bir ara, filan der..

her bir gün akşam oluyor; her gece uyunuyor; her sabah kalkılıyor.. hayat, böyle geçmez. bir de o 4 tanenin yapabileceklerini sorguluyorum.. bir yakalasam..

*** sarışın, yakışıklı ve cinsel tercihi belirsiz bir cengâver bana telefon numarasını verecek ve ben tereddüt edeceğim? çok farklı noktalardayız gerçekten de.. mutluluklar :)

Reklamlar

aslında yazacak çok şey var; yazmak da istiyorum.. ama yazasım yok.. yani bir zorlama, bir üşenme, bir ‘her şeyin zamanı var, rahat ol‘ tavrı..

yoksa ilk cenaze deneyimimi ya da onunla yolda nasıl karşılaştığımı, buna hiç şaşırmadığımı ve ama sonrasında neden karşılaştığımı anladığımda şaşırdığımı, “çok gergin bir karşılaşmaydı.” diyenlere neden öyle olduğunu anlattığımı ve aslında ne kadar önemsiz bir şeyken nasıl da bir şeymiş gibi göründüğünü yazmak isterdim.

ama işte diyorum ya, yazdan mıdır nedir, bir tembellik, bir yaymaca.. bir hello, bir karpuz. böyle işte.

sığınacak limanlarının olması ne güzel.

neden bu kadar cesursun?

belki de bu yüzden.

en iyisini en sona saklayayım, demiştim.

doğru yapmışım.. çünkü öncekiler gerçekten gereksizdi..

siz hepiniz çok sıkıcısınız.. ben de pek sıkıntılıyım.

ve.. aslında bunların hepsi boş.

buraya yazmak istemediklerimi oraya yazmak istiyorum. oraya yazamadıklarımı buraya yazmak istemiyorum.

çaresizlik beni öfkelendiriyor. derdini anlatamayan otistik bir çocuk gibi.. hayata karşı tavrım bu sanırım.

gerçekten yazık.

pek çok şey söyleyebilirim ama hiçbiri anlamlı olmaz.

radyodaki kadın sesi soruyor: “dolabımızda mutlaka olması gereken şey nedir size göre?” ben hiç düşünmeden yapıştırıyorum cevabı: süt! iflah olmaz bir zevk düşkünü olduğumdan, her dakika kemirecek ya da içecek şeylerin hayalini kurar, her saat yemek yiyebilirim.. eh, tabii biri bana dolap derse aklıma ilk buzdolabı gelir.

radyodaki diğer kadın sesi bir süre zırvaladıktan sonra sadede geliyor ve şöyle diyor: “mutlaka küçük, siyah bir elbise ve sizi seven bir erkek.” ! evet, kızlaaar, sizi seven adamı dolaba tıkmanın vakti geldi. arada sırada çıkarıp sizi sevmesine izin vermeyi ihmal etmeyin ama.. şu adam öyle şanslı bir adam ki bahsettikleri dolap benim sandığım gibi buzdolabı değil giysi dolabı. en azından “bana olan sevgini düşünerek ısınırsın aşkım..” diyerek yılın zorbalık ve ruhsuzluk ödülüne göz kırpmak zorunda kalmayacağız. Yazının devamını oku »

Etiketler:
  • In: sınıfsız
  • bahar kuşu, hepsi senin hatan için yorumlar kapalı

gelmeyin üzerime! unutacağım hepsini. unutmak zorundayım. yoksa nasıl devam ederim? unutmalı her şeyi, tekrar yüzüne çarpılana dek.. belki o zaman temas, daha nazik daha umut verici olur. belki o zaman, gördüğüm ben bana ağır gelmez. belki o zaman onu taşımama yardım edecek de orada olur..

o güne dek unutmalı hepsini.. gelmeyin üzerime.. yazmayın, konuşmayın. sağlamayın, çürütmeyin, onaylamayın, alkışlamayın.. ama nasıl söylerim ki bunu? pek âciz göründüm şimdi kendime.. ama zaten âcizlik değil mi bu başlı başına.. Yazının devamını oku »

kendi yazılarımı okuyunca mutlu oluyorum. kendini beğenmiş miyim neyim?

*I heart huckabees – bir insan bu filmden nasıl nefret edebilir ki?

ruhsuz günce.

not 1. yeni yılla birlikte ne yaptığımı son derece ruhsuz bir dille günü günü ve saati saatine yazdığım bir güncemsi tutuyorum. cümlelerden birkaçı: “sabah doğum günü kutlanacak.” “saat 5’te ders.” “uyundu. ders iptal edildi. tenis izlendi.” allahın ruhsuzu.. Yazının devamını oku »


hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

gezinenler var

  • 50,818 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar