voy a bailar cada mañana

kal-el her daim sizinle olsun

akıllı, mantıklı olan ve çok sevdiğim halalarımla kocaman bir evde yaşıyormuşum. ertesi gün okulda kimya, türkçe ve japonca derslerim varmış. korece dersi yokmuş o yüzden japonca almışım. garip bir şekilde bu koca ev benim gittiğim lisenin aynısı. kocaman bir iç avlu, uzun koridorlar küçük odalar, büyük salonlar… okul, ev olmuş.

smallville’deki hâli ile clark kent de bizimle yaşıyormuş nedense ya da tüm okul/ev aslında bir kasaba ve birçoğumuz bu ev içinde yaşıyormuşuz ya da civarda insanlar var, karışık biraz…

halalarım clark’ı göndermişler çünkü o, benden nefret ediyormuş. sanırım onun aşık olduğu kızla ilgili bir durum ama sanırım bütün aileden nefret ediyor… halalarım o gün evden gidiyorlar, nereye bilmiyorum… bana diyorlar ki “clark’tan uzak durmaya bak, sana zarar vermeye kalkabilir.”

bathroomertesi gün oluyor ve ben okula gitmek için hazırlanmaya başlıyorum; odalar içinde dolanırken birden yatağıma bir bakıyorum içinde clark, giysileriyle oraya gizlenmiş bir anda ayağa fırlıyor; suratında o kırmızı taşlı yüzüğü taktığı zamanki ifade var. ben kaçmaya başlıyorum; bir şekilde odamda bir tuvalet kabini varmış oraya giriyorum.

bu arada avluya bakan pencereden dışarı bakarken bir kız görmüştüm; o kız da lana lang’in tıpkısının aynısı. neyse, tuvaletin kapısını tam olarak kapayamıyorum; clark da abanıyor. o kadar çok abanıyoruz ki ikimiz de kapıya inanamıyorum; en az 10 dakika sürüyor bu böyle. önce tek ayağımı dayıyorum; eh adam süperman, sonra iki ayağımı da dayıyorum sırtım da duvara dayalı tam kapı iyicene kapanıyor, kilidini geçiremiyorum bir türlü, böyle sürüyor bu… heyecana bak!

bu arada ben o kadar dayanıyorum ki “ulan adam süperman tamam da ben de mi süperim acaba kapıyı hâlâ acamadı?” gibi şeyler düşünmeye başlıyorum; en sonunda ben kilidi takamayınca kapı açılıyor ve clark içeriye bir kızla birlikte dalıyor. bu arada aklım öğleden önceki japonca dersine yetişmekte; onu kaçırırsam çok üzüleceğim… neyse bunlar içeri giriyorlar ama zaten kabin küçücük ve anlıyorum ki kız zorla getirilmiş; bu kız o lana’ya benzeyen kız; aynı ifade, aynı tepkiler ama clark ile tanışmıyorlarmış. clark onu sırf bana eziyet etmek için getirmiş.

clark ve lanaclark kötü olduğu için kıza soyunmasını söylüyor. zavallı kıza gözümün önünde tecavüz edecek ayol, delirmiş! neyse kız beyaz bluzunu sıyırmaya başlıyor. ben kıza üzülüyorum. o sırada bir bakıyoruz duvarın olması gereken yerde cam var ve altı açıklık; oradan şerif çıkıyor, elini uzatıyor ve kızı kurtarıyor. yakalandığından dolayı utanan clark’ı da tutukluyorlar. ben de okula, japonca dersime doğru koşturuyorum ama okula ulaşamıyorum.

zaten ben, rüyalarımda gitmek istediğim yere bir türlü ulaşamam.

clarkşimdi bu rüyaya neden olan şey acaba uykuya dalarken “ulan şu clark’ta da ne vücut var be! onunla sevişmek de ne güzel olur!” diye düşünerek salyalarımı akıttığımdan mı yoksa ilk rüyanın bir yerlerinde bu düşünceye ulaştığımdan mı tam emin değilim. ama eğlenceli bir kaç dakika geçirmişsinizdir umarım. bu arada güzel vücutla seksin ne alakası var yahu, diyebilirsiniz, sayın okuyan. yok işte, kandırıyorlar hepimizi böyle, ben söyleyeyim size.

(*) ilk resmin kaynağı

(**) ikinci resmin kaynağı

 

1 Response to "kal-el her daim sizinle olsun"

rüya taklitleri antolojisinde bir çığır daha atıyoruz. çığır atıyoruz evet. hala görünce yarısıdır, elti 1/4’üdür, 2π*dünür eder.

rüyanızda lisenin aynı ev gibi olması, gerçek hayatta evinizin lise gibi olmasından 1000 kat iyidir sayın seyirciler.

derken hanım kızımız eve geliyor, zaten süpermen yavrusuyla arasında husumet var, bir de bakıyor elbiseleriyle yatağa giren bir klark kenk görmesin mi, hem de söz konusu klark, kendisine af buyrun kentecek gibi bakıyor. gözü dönmüş. gözlerini böyle belertmiş adeta. kırmızı kriptonit kafası.

bu arada şairin kafa da fena değil ama rüyada zaten makbul olan budur. bir ara o kadar abanıyor ki, kapıya inanamıyor. yani abanmazken kapıya inancı tam mı? bunu yöntemen seyirciye bırakmış.

bu arada voyörist fantazilerin adamı klark, zorla odasına penetre olduğu yetmez gibi hanım kızımıza bir de tecavüz mü izletecek gibi mi ne oluyoruz. primer sahne merakı, nice gençleri sinema sanatına yönelttin sen.

son dakikada şerif gelmese olabilecekleri anlatan bir resim sayesinde, klark kentin götünü de görmüş kadar oluyoruz.

ulan bu yorum da bi ara kaan sezyum gibi oldu. radikalde miyiz neyiz. diziler miziler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: