voy a bailar cada mañana

ordunun sırları çalınmış

bir kız, hiç samimi olmadığım bir öğrenci bana gelmiş. odamda oturuyoruz; ödevini yapmak için uğramış. birbirimize çok samimi davranıyoruz. şarkılardan bahsediyoruz. “ne yani” diyor “şimdi ben çalışırken ‘bebek’ çalmayacak mısın bana?” bebekmiş! böyle kreşendolu abuk sabuk bir popüler esermiş bu. içinde fantazi de varmış klasik de o da bu da.. çöplük yani..

bir işim var, diye odadan çıkıyorum. tuvalete gitmeden annemin odasına uğruyorum; uyuyor, oda karanlık. kapıyı kapatıp odanın karşısındaki tuvalete yöneliyorum. ama bir terslik var. kapı, tuvalete değil bir koridora açılıyor. her yerde duvara dayanmış suntalar, naylonla kaplı eski mobilyalar var. ortam sepya. insanlar koşuşturuyorlar. ilerlemeleye başlıyorum. o sırada bir duyuru: “dikkat! ordunun beyin yönetme sırları çalınmıştır. lütfen güvenli olan bölgelerde kalın.” tam o sırada adamın biri elindeki tüfeği boynuma dayayıp tetiği çekiyor. amerikan filmlerindeki, kendini ordudan sanan, büyüklük kompleksi içindeki atlatmış adamlardan birine benziyor. tanrım, yüzündeki o ifade: o kadar ciddi bir iş yapıyor ki o! mühim insan. neyse silah, bir adet darbeli titreşim tüfeği imiş. insan beyni üzerinde çok pis etkileri vardır. bütün beyninizi ele geçirebilirler. neyse ki bu rüyanın kahramanı ben olduğumdan sersemlemiş olmama rağmen adamdan kurtulmayı başarıyorum ve yoluma devam ediyorum. eski bir fabrika gibi bir yer burası.. mahşer gibi; herkes, her yöne korku içinde koşturuyor.

ikinci adam, sopalarla saldırıyor. bunlar bildiğimiz sıradan, ince kalas şeklinde sopalar.. cilası bile atılmamış.. nasıl oluyorsa o adamdan da kurtuluyorum. ama işin ciddiyetini anlamış durumdayım artık. resmen götüm uçukluyor. canım acıyor, korkuyorum. en sonunda karanlık bir köşeye çömelmiş vaziyette sürükleniyorum. naylonlarla kaplı bir alan var. naylonların arasından siyah kısa saçlı, perçemlerini iki yandan tokalamış siyah atletli bir kız çıkıyor çömelmiş olarak. yüzündeki ifadeden anlaşılacağı üzere pek mutlu değil ve kaçıyor.

her ne olursa olsun, geri dönemem. bu yüzden kızın çıktığı yere girmek zorundayım. naylonların arasından sürünüyürom. içerisi karanlık. ilkten hiçbir şey göremiyorum. sonra başımı çömeldiğim yerden yukarı kaldırıyorum ve bir çift ayağın, bacaklara ve sonra da elinde ışın sopası tutan öfkeli ve karanlık gözlü bir adama dönüşmesini izliyorum. adam sopayla bana saldırıyor. ellerim ve kollarımla başımı koruyorum. sonra yere bakıyorum. bir ışın sopası da yerde, sanırım kırılmış. onu elime alıyorum ve adamla dövüşmeye başlıyorum. ikimiz de artık eşit güçlerdeyiz. ama bu rüyanın kahramanı benim dostum! hiç şansın yok!

sonuç olarak farklı bir yoldan evime varıyorum. annem uyanmış. ona ordunun sırlarının çalındığından bahsediyor muyum hatırlamıyorum. ancak odama gittiğimde kızın gitmiş olduğunu görüyorum. sanki hiç gelmemiş gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: