voy a bailar cada mañana

yollar bizi bekler

sabah, yataktayım. telefonum çalıyor. sabahın 8’inde kim olabilir ki, diye düşünüyorum. açıyorum. bir kadın sesi, “iyi günler bilmem ne hanım. ben bilmem ne, bilmem ne’den arıyorum.” diyor. bir şeyler geveliyorum. devam ediyor: “biz baş vurunuzu değerlendirdik ve şöyle böyle olmasının uygun olduğuna karar verdik. şunu bunu yapmak ister misiniz?”

kadına daha yeni uyandığımı ve beynimin basmadığını söylemek istiyorum ama olmuyor. telefon kulağımda boş boş bakıyorum. sessizlik büyüyor, büyüyor; ağzım kuruyor, panikliyorum.. ulan sırası mıydı yahu! bu saatte aranır mı, pazar günü! sonrası kayıp.

sanırım bir yerden bir şey almam gerek. belki bir teslimat var.. ya da bir ödev ya da ödül. tam emin değilim. ama 4 kişiyiz ve bir yere gitmemiz gerek. sürekli bir yerlerde durup yemek yiyor, çay içiyoruz. yemekten sonra arabaya geri dönüyoruz. araba kızıl saçlı güzel kızınmış. ama ben kullanmak için atlıyorum hemen. kız da arka koltuğa geçmiş, bekliyor zaten.

yeşil bir vosvos bu. pek şirin bir araba. kuruluyoruz ve yola çıkıyoruz. bir süre sonra pedallar ayaklarımın altından kaymaya başlıyor. direksiyon küçülüyor. ya da ben büyüyorum. trafikteyiz ve önümüzdeki kamyon kırmızı ışıkta duran arabaların en arkasında. frene basıyorum ama fren gazmış; hızlanıyoruz, herkes panik yapıyor. bağırış çağırış. son anda kamyonun götüne girmeden direksiyonu sola kırıyorum. sol yol, ters şerit ve başka bir araba kornasına abanarak bizim arabanın burnunu sıyırıyor.

o sırada freni buluyorum ve ters şeritten çıkmak için gaza bastığımda geri geri gittiğimizi fark ediyorum. en azından artık doğru yönde gidiyoruz. pedallar, direksiyon ve vites kafayı yemiş durumda. bir süre daha trafikte terrör estirdikten, arabanın burnunu ufak çaplı toslamalara gark ettirdikten sonra sahne değişiyor.

ben aslında şu insanmışım ve onun boyu çok uzun olduğundan minik vosvosa sığamıyormuş. kızıl kız, öne geçmiş o da arkasındaki koltuğa. ellerini kızın etrafından direksiyona koyarak arabayı kullanıyormuş. bir tek bu çözümü bulabilmişiz. üstüne kız da aslında sevgilisi miymiş, kırıştırıyorlar mıymış neymiş.. zavallıcık direksiyonla koltuk arasında ezilmiş iki büklüm oturuyordu son sahnede. ama herkes mutluydu.

sanırım sonra uyandım. uzun zamandır rüyalarımı yazmıyor olmamla birlikte bu rüyadaki çoğu göndermenin -benim için- anlaşılır olmasına rağmen ipi kopuk cinsel göndermelere söyleyecek şey bulamıyorum. güzel. böyle devam. vosvos’un resmini koyacaktım da vaz geçtim. arayın bulun işte gugılcan’da.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

hayatın anlamı, evet.


Viagra orgy leads to man's death *
Posted by David Pescovitz, February 27, 2009 2:09 PM

Serge Tuganov, 28, of Moscow, accepted a $4000+ bet from two women that he couldn't handle a 12-hour sex marathon with them. According to KTLA News, he won by downing a bottle of viagra. But right after the orgy, he died of a heart attack. No info on how many pills might in a "bottle." In fact, not much info in general. "Man Dies After 12 Hour Viagra Fueled Orgy" (Thanks, Derek Bledsoe!)


Jessemoya:
Well, of course he died. What else do you do with your life after you win a $4,000 bet by having sex with two women for 12 hours? Nothing! That's it, you're done. YOU WIN.

Bu da nesi?

dikkat!

 

ah, bu çünlük, hiçbir şey olmak ya da daha da kötüsü her şey olmak adına üzerine gereğinden fazla şey almıştır.


ne yazdıklarımın arkasından çekilirim ne de yazılanlara bel bağlayabilirim.. sabahın köründe karanlıklar içinden çıkıp kapıma dayanan adamların beynini patlatmak için bir silahım olsa ben de bebekler gibi uyurdum. tek dileğim, oyunun orta yerinde hata veren, yeniden başlayan nonoş bilgisayarıma organ nakli yapabilmek. üç kuruş kazanamazken üç kuruşumu almaya gelen kara adamlara haddini bildirme isteği ile dolup dolup taşarım.


takip ettiğim blogların birer birer yazmayı bırakmasını, ara vermesini üzerime almalı mıyım? ya da tadı tuzu kaçanlara "cık cık cık.. yakıştıramadım." mı demeliyim? her şey boş.. dağılın.. görecek bir şey kalmadı millet! ama yine de.. doktor, söyle bana: dudak parlatıcımı gece yatarken yastığımın altına koysam sabah kalktığımda dudaklarım daha dolgun olur mu? bu dudaklarla hırsıza bir tane koysam duvara yapışır, anasını babasını unutur mu? ha?


bir zamanlar özgün merhaba:


veee, hepinize elo melo sayın simciler ve de simcikler!


“boş boş boş” ve de “laf laf laf” görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. “ama ben burada yazılanları anlamıyorum.” diyenlere de şimdiden “uğurlar olsun.”


ayrıca, sûlsûl ve de tuuliaaa!

bir de buradan buyurun

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Eki    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

dear stalker

takip etmek istersen..

ayrıca

rocassid [at]la ciimeyil nehrinin kıyısında dolaşmaya çıktı. burada hava güzel, gönlü ferah... uğrarsan orada olacak..

RSS “sizi kendime boğmak istiyorum” veya bir alt başlık olarak “polip’in intikamı”

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

gezinenler var

  • 48,544 kere gezmişler

kedimi nasıl zehirliyorum..

en sevdiğim zehir üreticileri


en sevdiğim zehirler


bu aralar

%d blogcu bunu beğendi: